Deliler Köyü Şiiri - Halil Boran

Halil Boran
2

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Deliler Köyü

DELİLER KÖYÜ

Sehpada periler, süpürge üstünde minder,
Bir akıl birikir, dönse de geceye fecir.
Deliler içinde akıl, akıllar içinde akıl terki;
Süpürülür yıldızlar, parlasa ne, gözlerimin feri yok.
Çocuklara selam olsun, çocuklara selam!
Eli marifetli bilgeler; ne tesadüf, ne tevafuk gülüşleri.
Ekmeği mor, bilmecesi yaman ki yaman,
Bir akım ki bu;
Ne kadın kadın
ne erkek erkek
ne de muhtaçlar birbirine.
Deliye deli demek delilik,
Körebe oyununda kim kör, kim ebe?
Belki de bu bir başlangıç

Deliler Köyü: Anahtarsız Kapıların Sırrı
"Anahtarı rüzgâra fırlattın, peki ya kapı?
Kapı yok ki ortada, duvarlar tırmanıyor arkadaki sur taştan!"
O rüzgâr ki esmez, bölük bölük sokaklar serseri,
Yutulan kelimeler dans eder midelerde,
Bir "hiç" kelimesi büyür birden, köprü olur dağın tepesine,
Akıllılar kıyıda kalakalır, bakamaz bu eşsizlik sesine.
Sokak lambaları yanmaz burada, yıldızları emzirir sokakları,
Gecenin karanlığına inat, ceplerinde mor pancar saklar.
Kimse kimseye "Nasılsın?" diye sormaz,
Çünkü herkes zaten o sorunun ta kendisidir, şaşmaz.
Zaman durur mu sanırsın? Zaman pes eder köşede,
Bir fincan kahve pişer kaynayan neşede.
Fincanın kulpu yoktur, tutamaz kimse eliyle,
O yüzden kahve de içilmez artık, sadece bakılır deli gözüyle.
Ve en, en son değildir.

Deliler Köyü: Ayna ile Bahçe
"Ayna kırıldı, parçasında bin güneş,
Akıllı olanlar kapıda, deliler ise içerde eş."
Ve nihayet varılır o varılması imkânsız menzile,
Ne bir yol var yürünecek, ne de ayak var bu macerada.
Köyün meydanındaki o dev ayna,
Sonunda pes edip döner kendi kendine bir bahçeye;
İçinden ne nehir akar, ne de bülbül öter,
Burada her şey kendi sesini yutar, en güzelde böyle biter.
Akıllılar dışarıda kalır; ellerinde cetvel, cetvelde milim,
Ölçüp biçerler dünyayı, kaybolur cümle, kaybolur ilim.
Deliler ise içeride, ne milim bilir ne de kural,
Gözleri kapalı, kalpleri açık;
Ne geçmiş var ortada ne de yarın,
Sadece burası var:
Anahtarsız, kapısız, zamansız o kocaman bahçe,
Ve bahçenin ortasında sallanan o eski, o dilsiz sevinç...

Deliler Köyü: Dilsiz Sevinç ve Bahçedeki Gölge
Sallanır o dilsiz sevinç, köksüz bir salıncakta,
Ne ipi var nizamdan, ne tahtası mantıkta.
Gölgesi düşmez yere, gölge bile akıllanmış;
Güneş burada bir kere, kendi rengine yanmış.
Dışarıda cetvellere sığmayan bir çığlık var,
Akıllılar hesapsız adımlardan korkarlar.
Rakamlar dökülür de cebinden alimlerin,
Hiçbiri ölçemez boyunu bu derinlerin.
Mor pancar kokusu yayılır topraktan göğe,
Kimi aklını sürer, kimi nefsini göme...
Ne fısıltı ne avaz, ne de bir harfe muhtaç,
Kendi kabuğunu kıran her deli burada bir taç.
Bahçede bir gölge var, ne geceye ait ne güne,
Bakar durur sessizce delilerin dününe.
Ayna yok artık ama herkes kendinde aşikâr,
Ne kapı var geçilecek, ne de arkasında duvar.
Ve son bir cümle çınlar hiçliğin ortasında:
"Akıl bir kıyıydı sadece; delilikse, denizin tam ortasında..."

Deliler Köyü: Göldeki Ayna ve Su Sırrı
Bahçenin bittiği yerde başlar o durgun göl,
Ne kıyısı bulunur ne haritada bir yol.
Su değil bu akar; erimiş zamanın kendisi,
Dışarıdakiler sanır ki burası bir su birikintisi.
Akıllılar gelir yine, ellerinde olta ve metre,
Derinliğini ölçmek isterler santim santim, litre litre.
Oysa suyun yüzeyinde ne yansıma var ne de suret,
Göle bakan deli görür: İçindeki tek şey hürriyet.
Ne balık yüzer bu suda, ne de kürek çeker bir sandal,
Nilüferler mor açar, yaprakları masal masal.
Fısıldar dipteki taşlar, sırılsıklam bir sesle:
"Aklını bırakan girer bu suya, tek bir nefesle..."
Sessizlik çöker göle, su kımıldamaz bile,
Ne rüzgâr değebilir yüzüne ne de akseder çile.
Deliler soyunur cümlelerden, soyunur kimlikten,
Suda batmaz hiçbiri, yapılmıştır çünkü hafiflikten.
Ve bir ses yankılanır dipteki en derin geceden:
"Dışarıda arayan boğulur; göl olan geçmiştir zaten kendinden..."

Deliler Köyü: Sonsuzluk ve Sessizlik
Gölden yükselen buğu çekilir yavaş yavaş,
Ne gökyüzü kalır geride, ne de toprakta bir taş.
Sınırlar erir bir bir, cetveller kırılır ortadan,
Akıllılar kaçışır, korkarlar bu devasa boşluktan.
"Son" derler buraya dışarıdakiler, bir bitiş sanırlar,
Oysa deliler bu sonun tam ortasında uyanırlar.
Ne bir isim yazılıdır göğüslerinde, ne bir unvan,
Zaman dediğin şey; burada sadece sarhoş bir devran.
Köyün bittiği yer, evrenin başladığı o ilk çizgi,
Rüzgârın söyleyemediği, dillerin unutulduğu en eski ezgi.
Mor bir duman kaplar nihayet bütün bu bahçeyi, gölü,
Burada diri olan akıldır, akılla yaşayan ise çoktan ölü.
Ne bir kapı kaldı artık çalınacak,
Ne de bir kilit var rüzgârda sallanacak.
Her şey sustu, her şey kendi rengine döndü;
Ayna eridi, su bitti, en son ışık da söndü...
Ve sessizlik fısıldadı o en nihai kelamı:
"Köy de sensin, deli de; artık kes bütün selamı..."

Deliler Köyü: Kıyamet Kordonu ve Ters Rüzgâr
Gözlerin kapalıyken görürsün en keskin manzarayı,
Kulak kesil şimdi, tencerenin attığı son takla!
Dervişe dönen tencerenin fasulye tanesi gözyaşları,
Toprağa değdiği an filizlenir ve başlar konuşmaya taşlar;
"Biz," der biri,
"yarınki yağmurun düştüğü dünkü ıslaklığız,"
Akıllılar kapıdan giremez yahu, çünkü kapı yok, duvarlar hürriyetten aysı.
Köyün ortasındaki ulu çınarın dalında saatler değil,
Kuşluk vakti unutulmuş, sallanır eski bir tren bileti;
Bileti okuyan keçi, aniden dönüşür bir filozof kediye,
Bıyıklarını sıvazlayıp söylenir evrenin tam ortasındaki zürafaya:
"Çabuk söyle! Başlangıç mı daha uzun, yoksa bu deliliğin sonu mu?"
Zürafa boynunu uzatır, gökyüzündeki asansörün düğmesine basar,
Asansör iner yerin dibine, kova ayran taşar,
Bütün köy ayağa kalkar, herkes birer kelime yutar:
Kimisi "mavilik" der boğazında kalır,
Kimisi "hiç" der, evrenin en gürültülü sessizliğiyle yankılanır.
Ve tam o sırada, göğün ta kasıklarında mor bir şimşek çakar,
Ne fırtına vardır esen, ne de ardında bir horoz ötüyor.
Herkes kendi gölgesini ip atlayarak kovalar,
Deliler Köyü'nde yaşamak budur işte;
Akıl denen o daracık kafesi içeriden kilitleyip,
Anahtarı da en deli rüzgâra fırlatmak sonsuza dek...
Bu sınırsız ve çılgın akışta,
kelimelerin yutulduğu o an hangi karakterin sesini duymak istersin?
Benim mi, senin mi?

Deliler Köyü: son söz
Ay tutulması vardı ilk tuttuğumda hilali.
Belki sürdü sekiz, dokuz… ay, yıl değil
Yapraklar rüzgarı, rüzgarlar akılları taşıdı gün ve gece boyu.
Ama ne yaprak ondu,
Ne deliler inandı kendi aklına.
Yazdım, bitti. Okuyun, bitsin.
Yorulmayın, yoğrulmayın; aklınız bağımsız kalsın.
İster deli, ister deli.

Halil Boran
Kayıt Tarihi : 24.09.2026 15:45:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!