Dargınım…
Hayatın tadına, tuzuna,
olanına, olmayana;
bir türlü yerine oturmayan günlere,
yarım kalmış sevinçlere,
insanın içinden sessizce eksilen ne varsa
hepsine dargınım.
Gidenin ardından değil yalnızca,
gittiği yerde neye dönüştüğünü bilmemeye,
hangi göğün altında unuttuğunu bizi,
hangi rüzgârın savurduğunu hatıralarımızı
öğrenememeye dargınım…
Dargınım…
Kimsenin kimseye gerçekten değmediği
bu koca dünyanın ortasında,
kalabalıkların arasından geçerken
kendi sesime bile uzak düşmeme;
bir omuz ararken binlerce insana çarpıp
yine kendime yaslanmak zorunda kalmama dargınım.
İnsan dediğin,
biraz vefa, biraz merhamet sanmıştım;
meğer kimi yüzler güneşe dönük bir pencere,
ardında karanlığı saklayan bir duvarmış.
Sadakatsizliğin bu kadar kolay,
iyiliğin bu kadar çabuk unutulur olmasına;
kötülüğün göz göre göre büyüyüp
iyilik kılığına bürünerek baş tacı edilmesine dargınım.
Yorgunum…
Öyle bir yorgunluk ki bu,
ne uykuya sığar ne de bir sabaha uyanmakla geçer;
insanın kimseye anlatamadığı yerinde
sessizce çöken bir akşam gibi.
Ve ben,
en çok da anlatmaktan vazgeçtiğim
kendime dargınım.
Gök kubbe hâlâ aynı yerde,
gökyüzü hâlâ sonsuzluğa uzanıyor belki;
ama bir vakitler içime mavisini bırakan o enginlik
şimdi gözlerimde kızıl bir yangın.
Bulutlar kararmış,
güneş sanki doğmayı unutmuş,
rüzgâr bile geçerken kapımı çalmadan susmuş.
Göğün rengini değiştiren bulutlara değil,
benim içimdeki maviyi kimsenin fark etmeyişine dargınım.
Dargınım…
Bir kalp kırıldı içimde,
sandılar ki yere düşen bir cam parçası;
biraz süpürür, biraz unutur,
kaldırır atarlar sandılar.
Oysa kırılan cam değildi, canımdı;
her parçası başka bir hatıraya saplandı,
her sızısı başka bir suskunluğa dönüştü.
Bilmediler…
İnsan bazen kırıldığını söyleyemez,
çünkü kırıldığı yerde hâlâ sevmektedir.
Bir yarayı gösterememek,
o yaranın hiç açılmadığı anlamına gelmez.
Benim içimde nice şey sessizce kanarken
onların hiçbir şey olmamış gibi geçip gitmesine,
görmediklerine değil yalnızca,
görmeye değmez bulmalarına dargınım.
Ve şimdi…
Ne bir kapıyı çalacak hâlim var
ne de ardımdan kapanan kapılara dönecek yüzüm.
İçimde sözü tükenmiş bir akşam,
gözlerimde kimseye anlatılmamış bir güz;
ne tam gidebiliyorum hayattan
ne de eskisi gibi kalabiliyorum içinde.
Dargınım işte…
Biraz insana, biraz zamana,
biraz da içimde hâlâ ölmemiş umuda;
bunca kırgınlığın ardından
hâlâ güzel bir şey bekleyen yanıma…
İnsan en çok,
incinmeyeceğine inandığı yerden incinirmiş;
en derin sessizlik,
en çok konuşmak istediği yerde büyürmüş.
Ben artık kimseye bir şey anlatmıyorum.
İçimde ne varsa kendi karanlığına bıraktım;
belki bir gün diner bu içimin uzun kışı,
belki gökyüzü yeniden maviye döner…
Ama o gün gelirse bile,
bilinsin isterim:
Ben hayata küsmedim yalnızca,
hayatın içinden geçerken
insan kalabilmek için verdiğim mücadeleye yoruldum.
Ve hâlâ…
Dargınım…
Cansu SarıyıldızKayıt Tarihi : 11.10.2026 01:21:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!