15.06 1990 Kayseri Melikgazi doğumluyum
Bugün Kudüs’te sabah, her zamanki gibi kadim taşların arasından süzülen o tanıdık, kekik kokulu rüzgârla başladı. Şehrin dar sokaklarında yürürken, her köşede yankılanan sesler bana buranın sadece bir coğrafya değil, bir hafıza olduğunu tekrar hatırlattı.
Eski Şehir’in kapılarından birinde durup fırından yeni çıkmış, üzerine bolca zahter serpilmiş sıcak bir simidin kokusunu içime çektim. Hemen yan taraftaki tezgâhta, elleri toprak ve bereket kokan bir amca, taze portakalları soyarken etrafa yayılan o keskin koku, sanki kısa bir süreliğine tüm kederleri sildi süpürdü.
Öğle vaktine doğru, zeytin ağaçlarının gölgesinde bir banka oturdum. Bu ağaçlar buraların en sessiz ama en sadık şahitleri. Dalları rüzgârda hafifçe sallanırken, sanki yüzlerce yıllık hikâyeleri fısıldıyorlar. Yanımdan geçen çocukların kahkahaları, sapanlarıyla değil de artık sadece oyunlarıyla meşgul oldukları o anlık huzur kırıntıları, insanın içindeki umudu diri tutmaya yetiyor.
Kuşlar uçmuyor artık,Gökyüzü duman ve keder.
Bir çocuk sordu sessizce:
"Ölmek için büyümek mi gerekir?"
Beton yığınları arasında,Zeytin dalı yetim kaldı.
Toprak kana doydu ama,Dünya sustu, seyredaldı. Gülüşler enkaz altında,
Dualar göğe emanet.Gazze; adı sabır olan,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!