Yağmur dindi;
Rüzgâr gitti;
Anılar temizlenen sokaklara indi;
Yaşamın tadını almaya başlayan bir çocuk geldi, ilişti;
Yamaçtaki patikaydı çeken ikimizi;
Salyangozlar, labadalar, kuş konmazlar da katıldı bu yolculuğa;
Gönül, karmaşık yörüngelerde buz.
İki şaşkın elmas, fırtınada donmuş.
Kuytulara saklanmış akıl, kokusuz.
Minicik kalpler yağıyor üzerine;
Yalnız ördek dalıyor lagüne;
Karabatak paltosunu kurutuyor güneşte;
Yorgun patka yine soruyor geçmişine.
Sana şiir yazmak istedim;
Her yer bembeyaz oldu;
Uzaktaki gri, penceredeki siyah dondu;
Kaya sesinin mavilisini severim.
Cozurdatırlar önce elektro-gitarı;
Kan beyne;
Göğüs fırlar dışarı;
Tüm beden, aynı tempo yukarı.
Bir kelebek uçtu içimden;
Aldı götürdü kalbimi benden;
Gitti vadisine, fısıldadı derinden.
Bir fok daldı mavi sulara;
Ak köpükler saçıldı kayalıklara;
Issız kayalar sokağında;
Dircikler vardı, soluksuzca;
Islatçık, ekşicik, cansızcık, ışıkçık.
Derken;
Kömürcükler taşındı sokağa;
Düşünde bir gezegen;
Gündüzünde minik kalem.
Bindiği ışık zerresi;
Gittiği evrenin zirvesi.
Bu gece uyguryaya gittim;
Tabii ki hayalimde.
Sanırım eylülün başıydı.
Hava kararmıştı;
Kuzeyde Bir Fiyort
Gözümden yaşlar akıyor;
Sanma ki sana;
Soğuk, turuncudan maviye dönmekte olan;
Bir havada çok uzaklara.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!