Anladım ki;
İnsan doğaya;
Anası yavrusuna;
Yavrusu anasına aşık.
Gerisi;
Döndü yine sararan otlar zamanı;
Ama sen görünmedin semalarda.
Biliyorum kanatların henüz onmadı;
Belki hiç dönmeyeceksin zamana.
Gözyaşlarım akar taşlı tarlanın yollarına;
Akan acılar değil, o görkemli anılar;
Süzülürler sessizce, saçaktan gençliğimin soluğuna.
Geride ne kaldı bilmem, geriye de gidemem;
Rengarenk kokuları dolar anlığıma, yayılan umutları damarlarıma;
Hiç umut biter mi?
Gecenin 1’inde, hiç biter mi?
Sabahı beklemeden biter mi?
Şafak tam sökecekken biter mi?
Yayılmacılar, laleler diker kentlerine;
Kırmızı güller yetiştirirler, diğerlerine;
O kadar nazik, kibardırlar ki;
Gül dağıtmak için yayılırlar tüm Dünya’ya.
Kimisi anlamaz, nankörlük eder;
Bilmediğin coğrafyalar;
Hiç gülümsemediğin insanlar.
Farklı mı hilalin dolunaya dönüşü?
Ya güneşin sessizce terk edişleri?
Yara almış çınar;
Gözyaşları kanar.
Mantarlar üşüşür;
Reçineler salgılar.
Yelkovan yorgun, yavaşlar;
Oğlan, kız kolundalar;
Yamaç, karşısı deniz;
Bilim, felsefe, ardıç;
Heyecan, dostluk, umutlar.
Söylevler dinledim, anlam yok.
Gözler gördüm derin, söze gerek yok.
Düşünüp duranlar bilirim, eyleme cesaretleri yok.
Eylemden eyleme koşan bulunur, durup düşünecek fikir yok.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!