Günümüz şairlerinden olan Coşkun Ertepınar, 1932'de Sivas Erkek Öğretmen Okulu'nu, 1937'de Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nü bitirdi. Malatya Lisesi ve Şebinkarahisar Ortaokulu'nda Türkçe öğretmeni olarak çalıştı. 1958-1966 yılları arasında Milli Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Şube Müdürlüğü, 1968-1970 yılları arasında Halk Eğitim Genel Müdürlüğü, 1970-1972 yılları arasında Bakanlık Müfettişliği, 1972-1974 yılları arasında Bakanlık Müşavirliği görevlerinde bulundu. 1974'te emekli olan Ertepınar, 9 Ağustos 2005 tarihinde Ankara'da vefat etti.
İlk şiiri olan Bir Gece, 1930 yılında, Muhit dergisinde "D. Münir" imzası ile çıktı. 1978'de Türkiye Millî Kültür Vakfı Jüri Özel Ödülü'nü kazandı. 1991'de İLESAM tarafından kendisine Hizmet Şeref Ödülü verildi. Şiirlerinin bir bölümü İngilizce, Macarca ve Lehçe'ye çevrildi. Geleneğin çizgisinde şiir yazan Ertepınar'ın bir kızı, bir oğlu (YÖK eski başkanvekili Aybar Ertepınar) ve üç torunu vardır.
Eserleri
Deniz Üstü (1935)
Dönülmez Zaman İçinde (1949)
Tek Adam (Deneme, 1954)
Kaderden Yana (1956)
Mevsimlerin Ötesinde (1962)
Güzel Dünya (1969)
Şu Dağlar Bizim Dağlar (1973)
Zaman Bahçesinde (1978)
Destan Atatürk (1981)
Dorukta Rüzgar Var (1986)
Sevginin Yedi Rengi (1993)
Yunus Bahçesinde Açan Gül (1993)
Küçük Dünyamın İçinden (1995)
Çocuklar ve Papatya (1996)
Bir Politikacinin Anıları Refik Koraltan (1999)
Şiir İkliminde Bir Ömür
Şiir Dünyasındaki Yerim Üzerine
Kitaplarla Kurulan Dostluk
Bir Gece
Ara ki Bulasın
Ben Öğretmenim Çocuklar
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!