Çocukluğumuza Ve Köyümüze Dair

Yusuf Akkaya
229

ŞİİR


11

TAKİPÇİ

Çocukluğumuza Ve Köyümüze Dair

Henüz sabah ezanı okunmadan,
Horozlar ötmeye başlamadan,
Tavuklar tardan atlamadan,
Sobanın koru kül olmadan,
Seher vakti uyanırdı anam.
Üstünü, başını giyer,
Bizlerin uykusunu bölmeden
Sessizce işine koyulurdu.
Önce sobayı tutuşturur,
Evi ısıtır,
Babamı uyandırır,
Namazını kılardı;
Ardından ahıra gider,
Havanları kolaçan eder,
Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte
Hayvanları ahırdan çıkarır,
Nahıra (sürüye) katardı.
Yolda gördüğü köylülerle selamlaşır,
Bir iki kelam ederdi.
Eve gelince
Bir çay suyu kaynatır,
Sofrayı kurar,
Bizleri uyandırırdı
Canım anam.
Fırında ısıttığı ekmekleri,
Taze demlenmiş çayı,
Çeçil, tulum
Ve de
Benim çok ama çok sevdiğim
Yağlı peynirden yedirirdi bize,
Karnımızı doyururdu be ağabey.
*

Kahvaltıdan sonra azığımızı hazırlar
Kuzuların, danaların peşine
Salardı bizi.
Bizde arkadaşlarla buluşur,
Hayvanları birbirine katar,
Yukarki tepelere çıkardık.
Evde kalanlar da
Kendi işlerine bakardı.
Ablamlar ahırı süpürür,
Tezek yapar,
Evleri temizlerdi.
Babam kimi zaman ilçeye gider,
Büyük ağabeyimse
Çoğu kez gurbette olurdu.
Biz, hayvanları güderken,
Türlü türlü oyunlar oynardık.
Cidala-badala,
Koza,
Yakalambaç,
Kale kapmaca
Daha niceleri...
Sırası gelen
Gider, hayvanları çevirir,
Günümüz neşe içinde geçerdi.
Öğlene doğru kırda çayımızı demlerdik
Tezeklerin arasında.
Birkaç kişi patates yürütürdü
Yakındaki tarladan,
Birkaç kişide şimişka...
Yerdik, içerdik, şakalaşırdık,
Öğlen vakti dereye dalar,
Cıbıldak cıbıldak çimerdik,
Akşam hava kararmadan
Hayvanları eve götürür,
Nahırın gelmesini beklerdik,
Nahır tepede göründümü
Yola çıkar,
Hayvanları ayırır,
Eve getiridik.
Anamlar hayvanları bağlar,
İnekleri maslar sağardı.
Bizde komşuların atlarını getirmek için yarışırdık.
Atların yanına gidince
Herkes bir ata gem vurur,
Sırtına biner,
Aşağı çayırlardan yarışa tutuşurduk.
Abartılı olmasın, ama
Çoğu yarışı kazanırdım.
Ezandan sonra biraz maç eder,
Evlere dağılırdık.
Akşam yemeğinden sonra
Ya bize misafir gelir
Ya da bizimkiler misafirliğe giderdi.
Biz televizyon izlerken,
Babam, anılarını anlatmaya başlar,
Allah’ıma tam bir masal gibi gelir,
Uykumuz gözlerimizden taşar,
Derken yatağa uzanır,
Türlü türlü hayaller kurarken,
Uykuya dalardık be ağabey.
*

Ninem su isterdi çeşmeden,
Getirmek için yarışırdık.
Bazen hayvan gütmeyi sıraya koyar,
Sıra karışınca da dalaşırdık.
Hiç unutmam:
“Bir keresinde sıra sende idi,
Kom kesilecek diye
Beni göndermek istediniz.
İnat ettim,
Gitmedim.
Büyük ağabeyim sinirlendi,
Beni koşturmaya başladı.
Yakalayıp, bir ton dayak attı.
Ama inat, inattır,
İnatta bir murattır” dedim,
Yine de gitmedim be ağabey.

Ormana giderdik çoluk-çocuk,
Sırıklar getirirdik evlere.
En irisini,
En uzununu,
Ve en ağırını
Sen taşırdın hep.
Çünkü içimizde en güçlü, kuvvetli,
En yapılı olanımız sendin.
Hele o yarların arasından
Topladığımız joleler,
Kuş üzümleri,
Tarlalardan topladığımız atollar,
Kımiler, yemlikler, canacunalar,
Çayırlardan topladığımız
Kuzukulakları, pancarlar,
Yamaçlardan topladığımız
Öküz kuyrukları, topuzlar,
Yağmurlardan sonra çıkıp
Düzlerden topladığımız mantarlar
Anılarda kalmış olsalarda
Ne kadar güzeldi be ağabey.

Bazen burnuma
İlkbaharda canlanan kırların
Toprak kokusu,
Bazen sararan tarlaların
Başak kokusu,
Bazen o deli ormanın
Çam kokusu,
Bazen yeşeren çayırların
Çicek kokusu,
Bazen de belki güleceksin, ama
Basmadaki tezek kokusu gelir.
Babam: “Siz şehre gidelim diyorsunuz,
Bunu çok istiyorsunuz,
Fakat bu köyün her şeyini
Çok özleyeceksiniz” demişti de,
Ona kızmıştık.
Babamın ne kadar haklı olduğunu
Şimdi anlıyorum be ağabey.


O minik okula gittiğimiz günler
Zaten bambaşkaydı.
Bahçesinde ağaçlar, çeşme
Bir de küçücük ark vardı.
Agaçlara tırmanır,
Tarzancılık oynar,
Çeşmeden su içmek için yarışır,
Bahçede maç eder, koşturur,
Arkda agaç kabuklarından yaptığımız
Gemileri yüzdürür,
Yarış ettirirdik.
Çok tuhaftır!
Okula başladığım ilk günü
Hiç hatırlayamıyorum.
Birler, ikiler, üçler bir sınıfta,
Dörtler ve beşler öteki sınıfta okuyordu.
Zaten küçük okulumuz
İki sınıftan ibaretti.
Çok öğretmen gördük.
Fevzi ağabey, Sezai hoca, Ali hoca
Ve Kamuran hoca.
Hepside bize yardımcı oldu,
Okumayı, yazmayı öğretti.
Yani senin anlayacağın
Üzerimizde hakları çoktur.
Ha! Bir de zil vardı,
Tenefüslerde çalabilmek için
Kavga ettiğimiz bile olurdu.
Hayaller kurardık her çocuk gibi,
Burayı bitirince şehre gideceğiz,
Güzel okullarda okuyacağız,
Büyük adam olacağız...
Ne yazık ki,
Hepsi birer anı olarak,
Geçmişte kaldılar.
Neler yaşadığımızı sen de biliyorsun.
Hele kışın o karları yara yara,
O kara kışta,
O tipinin, ayazın içinde
Nasılda gidiyorduk okula,
Şimdi kendi kendime şaşıyorum.
O zor şartlara rağmen,
Yine de seviyorduk okulu be ağabey.
*

Kışıda başka olurdu
Bizim köyün.
Etraf kardan bembeyaz olur,
Evlerden ince ince dumanlar çıkar,
Dere soğuktan buz tutardı.
Ve tuhaftır
Pınarın suyu ısınırdı.
Hayvanlara kış boyu
Ahırda yem verilirdi.
Çoluk-çocuk çıkıp
Kelle’den köy tarlasına doğru kayardık.
İlk zamanlar bizim kızağımız yoktu.
Babam halimize acımış olmalı ki,
Bir kızak yaptı bize.
Ama ne kızaktı be!
Vicdanıma hızına yetişen yoktu;
Kelle’den aşağıya bir saldıkmı
Köy tarlasına kadar inerdik
Bir solukta.
Bazen kaymak için aşağı çayırlara inerdik.
Ne hikmetse
Kışın oralar buz tutardı.
Soğuktan ellerimiz donsada,
Yüzlerimiz morarsada,
Kayardık.
Eve geldik mi,
Sarı kedi gibi
Sobanın dibine yumulur,
Kanımızın gevşemesini beklerdik be ağabey.
*

Ramazanın bile tadı başka idi,
Gece sahura kaldırırdı anamlar,
Sahurda çoğu kez hamur işi yerdik,
Katmer, kete, bişi lokma…
Anamın elleri dert görmesin,
Yengemde sağ olsun,
Şimdide ara bir yiyoruz.
İlkokul cağlarımda iken
Ramazan ayı kşa denk gelmişti.
Hava sert ve soğuk,
Bozat karlı idi.
İftara doğru elimizde bidonlarla
Bütün çocuklar çeşme başına iner,
Ezanın okunmasını beklerdik.
O arada ya kartopu oynar
Ya da birbirimizi karlara fırlatırdık.
Yani o küçük anın bile mutluluğunu
Dop dolu yaşardık.
Ezan okununca suyumuzu içer,
Bidonları doldurur,
Evlerimize dağılırdık.
Babamların arkasında akşam namazı kılar,
Sonra iftar sofrasına kurulurduk.
Sobada pişen sıcak çorbadan içer,
Yemeklerden yer,
Tavşan kanı çaydan yudumlar,
Teravihe hazırlanırdık.
Hep milletten önce camiye gider,
Türlü türlü muzırlıklar yapardık.
Ramazan ayı böyle neşeli geçer,
Bayrama ulaşırdık.
O zamanlar bayram için
Günler öncesinden temizliğe başlanır,
Baklavalar, börekler açılır,
Karışık çerezler alınırdı.
Arife gecesi alınan hediyelerle yatar,
Bayram sabahı onlarla uyanırdık.
Bayramlıklarımızı giyer,
Camiye gider,
Bayram namazını kılar,
Namazdan sonra yaşlıların ellerini öper,
Hayır dualarını alırdık.
Cami çıkışı bütün cemaat
Mezarlığa gider,
Kabirleri ziyaret eder,
Dualar okurduk.
Eve gelince
Ufak bir yemek faslından sonra
İlk önce babamın, anamın
Ve diğerlerinin ellerini öper,
Bayramlaşırdık.
Sonra arkadaşlarla evleri dolaşır,
Şeker toplardık be ağabey.

Anılarımdan arda kalanlardan
Birazcık birşeyler yazdım sana.
Bozat üç-beş kelimeye sığacak,
Üç- beş kelimeyle anlatılacak
Bir yer değil ki,
Üç-beş kelimeye sığdırayım.
Bozat için kitaplar yazsam,
O kitapları destanlarla süslesem,
O’na olan özlemim bitecek değil.
Bu kadarını kabul buyur,
Kusurlarımı affet be ağabey.

14.01.2001

Yusuf Akkaya
Kayıt Tarihi : 6.5.2012 01:31:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


Bu şiiri özlemini duyduğum köyümü yâd etmek için yazdım…

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Muzaffer Kalaba
    Muzaffer Kalaba


    Yusuf Bey,
    Çocukluğa özlemin güzelce ifadesini bulduğu değerli bir çalışma olmuş....
    Sizi ve değerli çalışmanızı yürekten kutlarım....Emeğine, yüreğine sağlık....
    Başarınızın devamını......kaleminizin tükenmez olmasını diliyorum....Nice başarılara....
    Selam saygı sizedir......

    Cevap Yaz
  • Mahmut Mücahit Özdemir
    Mahmut Mücahit Özdemir

    Samimi olarak söylüyorum,belkide hayatim boyunca okudugum en uzun siirdi.cokta memnun oldum okudugm icin,tam bir köy hayatini roman tadinda canlandirmis degerli sairimiz,bu güzel siirde,Siiri okurken benimde cocuklugumun gectigi degisik yörelerdeki anilarim canlandi gözlerimin önünde,en cok özledigimde babamin atinin ter kokusu birde ahirlarinin kendilerine has o gübre kokusu idi.,sairin tezek kokusunu özlemesi gibi...! Bütün bu anilarimi bana yeniden yasatan bu güzel siiri ve degerli sairimizi yürekten kutluyorum.selam ve saygilarimla++ant

    Cevap Yaz
  • Yusuf Değirmenci
    Yusuf Değirmenci

    sevgili adaşım şiir okuyunca bende 60 yıl öncelere çocukluğuma gittim rahmetli anamım yaptıkları geldi gözümün önüne demekki bütün köyde yaşayan anneler yanı çile teknesinde yuğrularak biz yetştirmişler kutlarım kalemşniz ve yürek sesinizn

    Cevap Yaz
  • Ali Şahin
    Ali Şahin

    şiire başlayınca çok uzun diye aklımdan geçirdim ama sonrada bitmesin istedim çok insanın kendinden tamamen birşeyler bulacağı harika bir öykü çocukluk anılarıydı çok güzel anlatmışsın Yusuf kardeşim o cefakar Annelerin ellerinden öpüyor sevgi ve selam ile güçlü kalemini yürekten kutluyorum...

    Cevap Yaz
  • Meltem Ege
    Meltem Ege

    geçmişe sıcacık bir yolculuk

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (8)

Yusuf Akkaya