Dün akşam televizyonda Çocuk Esirgeme Kurumunda yavrularımıza yapılan vahşeti seyrederken önce ana, sonra kadın ve insan kimliğimle yüreğimin derinliklerinde duyduğum sızıyı anlatacak kelime bulamıyorum. Bunu yapan insanlarda MERHAMET, VİCDAN ve ALLAH KORKUSU olmadığına karar verdim. Bunları insan diye adlandırmamızın bile mümkün olmadığını gördüm. Ekranda gösterilen acımasızlığı seyretmeye dayanamadım. Çocukların çığlıkları, korku dolu gözleri ve ağlarken anne diye ağlamaları beni yıktı desem abartmış olmam. Saatlerce gözyaşım dinmedi. İsyan etti yüreğimle bedenim o küçücük yavruların yerine. Sanki suçlu ben gibi bakamam inanın onların gözlerine.
Bilmiyorum içinizde hiç Çocuk Esirgeme Kurumuna giden oldu mu. Ben yıllarca bu kurumu ziyaret ettim ve çocuklarla birebir beraberliğim oldu. Boş zamanlarımda onların fiziki ve manevi ihtiyaçlarını gidermeye çalıştım. Arada oradaki çocukları evime misafir ederdim. Hafta sonları bir çocuğu evime getirir (özel izinle) ihtiyaçlarını giderir banyosunu yaptırıp sonra tekrar yuvasına geri götürürdüm. Sonradan fark ettim ki bu yaptığım çocuklara iyilikten çok zarar veriyor. Çünkü gelip ev ortamını görüyorlar, evin çocuklarını izliyorlar yani sihirli değnekle bir gecelik pembe bir rüya yaşayıp yine sihirli değnekle bu rüyadan uyanıyorlar.
Bu sebeplerden ötürü, mutsuzluklarına mutsuzluk katmamak için bunu yapmamaya karar verdim ve sadece yuvaya ziyaretimle onları sevindirmeye devam ettim. Oraya gittiğiniz zaman onların size koşmasını, sizi hasretle karşılamasını bir görseniz içiniz burkulur ve onların kaderine siz üzülürsünüz kendi kaderiniz gibi. Koşar gelirler ve size anne diye seslenirler..Eteklerinize yapışırlar, gideceksiniz diye korkup yanınızdan ayrılmak istemezler. Hatta elinizi hiç bırakmazlar. Oradan ayrılırken beni bırakma diye ağlarlar. İşte o anlarda her şeyin suçlusunu kendiniz gibi görürsünüz. Kendi çocuklarınızla kıyaslarsınız. Acaba bu yavrularında anası babası olsa nasıl olurlardı diye düşünürsünüz. Fakat çocukların gözlerine her baktığınızda onlarda eksik olan şeyi hemen fark edersiniz “SEVGİ”..Çocuklar bu muhteşem duygunun gölgesine bile sığınamadan büyürler ve hayatın acımasız perdelerinden birinde başarabildikleri kadar sağlıklı ruh halleriyle rollerine devam ederler.. Şunu hiç unutmazlar “Hayat Acımasızdır”.. Sevgi gördükleri zaman şaşırırlar bunu yüreklerine sığdırmak için çok çaba harcarlar.. En büyük susuzlukları olan sevgiyi çöllerde aramaya devam ederler.
Evet sevgili arkadaşlarım bu çocukları birazda olsa yakından tanıyan biri olarak tuvalime çizmeye çalıştım. Biz bir ressamız. Boya ve fırça bizim elimizde. Harika resimler çizmek bizim elimizde. Karanlık renkleri aydınlatmak ta bizim elimizde.. Nemi yapabiliriz? Küçücükte olsa muhakkak onlar için yapacaklarımızın olduğuna inanıyorum.. Gidin görün derim öncelikle. Bu duyguları yaşayın birebir ve kararınızı o zaman verin. İnanıyorum ki içinizden, yüreğinizden gelen sesi duyacaksınız ve onların saçlarını sımsıcak ellerinizle okşayacaksınız, gözlerinin yaşlarını yüreğinizin mendiliyle sileceksiniz..
Haydi dostlar, ne yaparsak yapalım fakat şunu unutmayalım. Onlar bizim aynamız, geleceğimiz, yarınımız. Dinleyin küçücük yüreklerin sesini bizi çağırıyorlar.. Fısıltıyla sevginizi getirmeyi unutmayın diyorlar..
Zeynep Nilgün GökçeözKayıt Tarihi : 27.10.2005 20:01:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

İnsan suretinde doğulur
Ve insanlık dediğin bir uzun koşudur
Ancak ipi göğüslersen insan olunur..
Sırf biyolojik görünüme bakarak,yapılacak her türden tasnif bizi yanılgıya götürür..Kendine 'insan hakları' adını veren örgütün nasıl İNSAN HAKLAmaLARI haline dönüştüğünü görmek için etrafımıza bakmak yeterli bence...
Tebrikler ve teşekkürler şair yüreğine...
Sevgiler
-----------
Yuh Olsun!
Yuh olsun!,elinde terlik,
Sanki bir ejderha,
Elleriniz kırılsın.
İnsanlığım kurudu.
Kimsesizler;yaş;üç,beş…
Depremden yadigar,
Balaban uşaklar,
Yurt çocukları.
Yuh olsun!
Nerede insanlık,
Sevgi,saygı,
İnsaf,merhamet,
Yuh olsun!
Gözlerim yaşardı.
Masum,ciğerpare yavrucak.
Yurt değil sanki,işkence kampı.
Nerede devlet,nerede millet.
Yazıklar olsun!
Ahkam keseriz,
Çok büyüğüz deriz.
Müslümanız,Türk’üz deriz.
Üç,beş yaşındaki bebelere bile bakamayız.
Yuh olsun!,yazıklar olsun!.
İlkay Coşkun
--------
İçimiz sızladı, yüreğimiz dayanmadı.Bir anne olarak, herşeyden çok sevgiye ve şefkate ihtiyacı olan geleceğimiz olan çocuklarımıza kalkan ellerin en kısa zamanda kırılmasını tüm kalbimle diliyorum.
Artık yeter bu kaçıncı diyor, geleceğimiz yarınlarımız olan çocuklarımızın üşüyen ruhlarını, aç gönüllerini sevgiyle doyuralım diyorum.
Zeynep hanım duyarlı yüreğinizi defalarca öpüyorum.
Anne değilim henüz...Belki bir anne kadar duyarlı olamam çocuklara...
Üç tane yeğenim var...Gözlerine bakarkan korkarım belki şefkatsiz bakarım da üzülürler diye...
Bir çocuğun ağlamasına dayanmaz vicdanım... Benim ailemden olması gerekmez ki sadece...
İnsan olmak iki ayak üstünde yürüyüp yemek yemek değil elbet...Değil de ne...? Eğer bunları yapanlar insansa ben İNSANLIKTAN istifa ediyorum...
Dünyanın tün çoçukları dünyanın tüm çiçekleri hepinizden özür diliyorum...
Saygılarımla...
TÜM YORUMLAR (8)