Ansızın dalarım yalnızlığa
Neler yok ki karanlıkta! !
Hele karanlığın ardındaki ışıkta
Onları seyreylerim hayretle.
Çocuklar ne kadar sevinçli
Yaşadıkları günden bihaberler
Koşuyorlar pervazsızca deli-dolu
Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak
Sular sarardı yüzün perde perde solmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta
Devamını Oku
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak
Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak
Sular sarardı yüzün perde perde solmakta
Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta




Bizim düşlerimiz vardı,
Çocukluğumuzun evcilik oyunlarında kalan.
Çiçekli basmadan perdeli evlerimiz,
Taze kavrulmuş leblebilerden, nohut yemeğimiz,
Sokak çeşmesinin tatlı suyundan çorbalarımız,
Elma şekerlerimiz, leblebi tozlarımız...
Bir de, küçük kadın yüreklerimizi,
Telli plastik arabalarıyla çiğneyen
Afacan kocalarımız...
Mahsuscuktan komşular,
Mahsuscuktan kocalar,
Mahsuscuktan çocuklar,
Mahsuscuktan bir dünya...
Neolurdu ki hep o dünyada kalabilseydik...beni nerelere götürdün offf...
Tebrikler...Yüksel Özbek
Sevgiler...
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta