Çırılçıplak Şiiri - Özdemir Asaf

Özdemir Asaf
11 Haziran 1923 - 28 Ocak 1981
331

ŞİİR


694

TAKİPÇİ

Çırılçıplak

Küstahlığımı nezaketim götürdü
Saadece kendime bakakaldım.
Kararsızlık bir an sürdü
Gizlenen insanların ortasında ben kaldım,
Çırılçıplak.

Selâmımı tanıdıklar götürdü.
Saygı bekleyince alçaldım.
Kararsızlık bir an sürdü
Kendini beğenmişlerin ortasında ben kaldım,
Çırılçıplak.

Ağlamayı ölenler götürdü.
Kendimi ölmez sanınca ufaldım,
Kararsızlık bir an sürdü.
Ölülerle dirilerin arasında ben kaldım,
Çırılçıplak.

Sonsuzluğu ufuklar götürdü.
Yarattığım dünyaların içinde daraldım.
Kararsızlık bir an sürdü.
Başlangıç ile bitiş ortasında ben kaldım,
Çırılçıplak.

Aydınlığı bulutlar götürdü.
Yıldızlara doğru yol aldım.
Kararsızlık bir an sürdü.
Varanlar ile duranlar ortasında ben kaldım,
Çırılçıplak.

Özdemir Asaf
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Enes Çubukçu
    Enes Çubukçu

    tamam gerçeği söylemek gerekirse bir kelime işçisinin şiirlerinin üzerine bir söz söylememem doğru olmaz güzel diyorum geçiyorum

  • Mine Gültepe
    Mine Gültepe

    Küstahlığımı nezaketim götürdü
    Sadece kendime bakakaldım.
    Kararsızlık bir an sürdü.
    Gizlenen insanların ortasında ben kaldım,
    Çırılçıplak.

    ___Şiire giriş, tamamiyle insanın bireyden toplumsala nasıl geçtiğine dair işlenmiştir.

    Öncelikle şunu söylemeliyim ki bu şiir; ismi itibariyle ve tabi ki kalemin şiir uğraşısında sıkça rastladığımız 'yalnızlık' duygusuyla birebir örtüşmesinin yanısıra aynı zamanda, yalnızlığın çok da bireysel olmadığını kanıtlar niteliktedir. Diğer taraftan taşıdığı felsefeyle okuyucusunu farklı gözlem noktalarına ulaştırdığı da bir gerçektir.

    Bilindik yanıyla yalnızlık duygusu, kişinin dışardan aldığı olumsuz etkileşimler sonucu gerçekleşir.

    Oysa şairimiz bizlere bu gerçekliğin aslında biraz da kişinin üretimi dahilinde olduğuna dikkat çekmektedir. O halde 'yalnızlık' duygusunun kişisel bir tercih olduğunu söyleyebilir miyiz? Bu ihtimal her ne kadar yüksek bir onaylama taşıyorsa da yalnızlığın kaynağında 'dayanışma' olgusunun eksikliği vardır.

    Kişi, toplumsallaşma sürecinde kendinden fazlaca ödünler verir ki bu o'nun bir bakıma kendinden uzaklaşmasını da getiren bir kriterdir.

    İnsanın davranışları, duygu ve düşünce dünyasına dışardan gelen etkilerle otomatikleşmeye başlar.

    Tam da bu noktada 'otokontrol' mekanizması bazen sekteye uğrar ve kişi giderek nesnelleşmeye doğru yol alır. Bu önemli 'kayboluş'tan öz'ü koruyabilmek ise önce yüksek farkındalık sonra da kişisel gelişimde eğitim gerektirir.

    Dizeler; her insanda varlığı muhtemel 'karşıtlıklar'ın altını çok net çizmiştir. Karşıtlıklar bunca ağırlığına rağmen bazen de şairimizin hissettiği gibi kararsızlık duygusunu bir anlık yaşatır çünkü bu olgu, hemen her insanın 'sorgulama' alanında yer almaz. Ve doğal olarak böyle durumlarda kişide ani bir tekilleşme duygusu gerçekleşir.



    Selamımı tanıdıklar götürdü.
    Saygı bekleyince alçaldım.
    Kararsızlık bir an sürdü.
    Kendini beğenmişlerin ortasında ben kaldım,
    Çırılçıplak.

    ___Gelişme bölümüne indiğimizde dikkatimizi çeken ilk unsur, şiir dilinin hala çok yalın bir biçimde sürüyor olmasıdır. Diğer taraftan anlamda algıladıklarımız ise son derece bizden gibi gözükmektedir. Örneğin; her tanıdık dost değildir ya da kendini beğenmiş insanlar arasında benlik duygumuzun yıpranması gibi...



    Ağlamayı ölenler götürdü.
    Kendimi ölmez sanınca ufaldım,
    Kararsızlık bir an sürdü.
    Ölülerle dirilerin ortasında ben kaldım,
    Çırılçıplak.

    ___Evet, gelişiyoruz şiirle birlikte... Üstelik çok da yabancı değiliz bu duygulara değil mi dostlar? Peki hislerin bu kadar doğru ve sade biçimde ifade ediliyor olması, şiire veya şairine ne kazandırır?

    Şiire baktığımızda; bir şiirin, tüm berrak görüntüsüne rağmen isterse okuyucusunu suyun en derin noktasına indirebileceğini hatta bu iniş sırasında kişinin kendini yeniden sorgulayıp yapılandırabileceğine yönelttiğini gözlemleriz.

    Algılarımızı şaire doğru yönelttiğimizde ise, kişiselliğin o ağır karmaşasını tümüyle temize çekip, olanca sadelikte yaşadığı toplumun her katmanında aynı etkiyi yaratabildiğine tanık oluruz.

    Kısacası şiirde duygunun doğru ifade edilebilirliği, önemli olduğu kadar değerli bir hazinedir.

    Kaybettiklerimizin ardından gözyaşlarımız da gider çünkü yaşam kaldığı yerden devam eder. Ve insanoğlu her ölümün ardından, direkt bir ikilemin içine sürüklenir ki kalem de bunun en çarpıcı örneğini ağlamakla gülmek arasında kalarak yaşamıştır.



    Sonsuzluğu ufuklar götürdü.
    Yarattığım dünyaların içinde daraldım.
    Kararsızlık bir an sürdü.
    Başlangıçla bitiş ortasında ben kaldım,
    Çırılçıplak.

    ___Her bölümde tekrarlanan bir dizenin farkındasınız değil mi arkadaşlar? Acaba üstat 'kararsızlık bir an sürdü' dizesini neden sıkça kullanmıştır? Kişisel olarak bunun iki noktadan kaynaklandığını düşünüyorum.

    Bu dizenin şiirde anlamsal olarak 'geçiş' görevi üstlenmiş olması doğal olarak ikinci rolü olan, kalemin şiirle 'yoğrulmuşluğu' hissine ulaşmamızı sağlıyor.

    Bağımsız olarak düşündüğümde ise şiirin görünmez yüzü olan; insanın kararlılığa biraz da 'kararsızlık' olgusuyla taşındığı felsefesini duyumsuyorum.

    Ayrıca bu bölüme dair belirtmeden geçemeyeceğim bir başka unsur da, şairimizin yaşamsal mücadeleyi adeta bir ressamın fırça darbesiyle eşdeğer nitelikte aktarmış olmasına yöneliktir.



    Aydınlığı bulutlar götürdü.
    Yıldızlara doğru yol aldım.
    Kararsızlık bir an sürdü.
    Varanlarla duranların ortasında ben kaldım,
    Çırılçıplak.

    ___Biz üşüdükçe şair iliklerimizi yeniden çözüyor... Oysa şiiri okumaya başladığımız ilk dakikada (ki küstahlığı nezaketin götürmüş olması, insanoğlunun aslında çok da 'özgür olamadığı'na dair çarpıcı bir vurgudur) yalnızlığın o derin ve ağır yükünü taşımaya başlamıştık bile. Ve ne ilginçtir ki bunca ağırlığa rağmen yorgun değiliz aksine şiirin derinliklerine dalıp yeniden üşümeyi göze alabiliyoruz.

    Elini tutmak istediğimiz şair midir yoksa kendimiz mi?

    Kim bilir belki de gözlerimiz sadece yaşamın getirileri karşısında kocaman bir boşluğa bakıyordur?

    Ya da aksine çok mutlu bir süreçten geçiyor da sadece kaleme özgü görünen bu yalnızlığa tepeden bakmanın keyfini mi yaşıyoruz?

    Madalyonun hangi tarafında olursak olalım kesin olan bir gerçeklik var ki bu şiir tamamiyle 'insan' olmamızla ilgilidir. Gerçekçiliğe 'duygu' cephesinden bakmanın dengesini güçlü bir biçimde kuran Özdemir Asaf'ı daha yakından tanımış olmak ise bana göre son derece önemlidir.

    Çünkü 'gerçekçilik', şiirde uygulanabilirliği çok zor olduğu gibi büyük incelik isteyen bir olgudur.

    Dolayısıyla kalem, herşeyin ötesinde bu anlamda emek veren şairlere de çarpıcı bir örnektir.

    Finalin bir diğer duyumsattığı unsur ise, kişideki hassasiyet olgusudur ve üstat bu duyguyu finale taşırken şiirin bütünselliğine olan sadakatini de yerine getirmiştir.

    Kelime işçisine derin sevgi ve saygımla,

TÜM YORUMLAR (2)