Hava ayazmı ayaz, batıyor güneş fırtına var,
Açtı bir sis perdesi akşam, doluştu karalar,
Sen gibi kaybolur sesler bir anda mahalleden
Bir tek bakışın kaldı yılların ötesinden,
Cevapsız sorularım yine benimle yük
Girer odama hayalin resminden büyük,
Kapısı açılır mahfuzun arkası dönük,
Sen gizemlerin kadını Çilem Göçük
Hatırlarım...sormuştum ev sahibine,
Tanır diye utangaç korkarak öylesine,
O kadınmı demişti, Melahat bu ilgisiz,
Bakkal bu ya anlatmış, borcun varmış girdisiz,
Akşamları gelirmiş bir araba dokuzda,
Kaybolurmuş gecede bir solukta son hızla,
Böyle anlattı işte Melahat'da ne nazla,
Karşılaştık bir akşam tesadüftü mevsim kış
Isıtmıştı merhaban içimde yüzlerce alkış
Ben o anı unutmam ismini söylemeni
Soyadında irkilip üşüyen ellerini
Limansız bir bekarın, bedeni kaldı kütük,
Körüklesen yanardım, karşında Çilem Göçük
Bir sabah uyandım aynı Istanbul gibi
Sen gibi birgün belirsiz aynı dün gibi
Günlük gazeteye yol tuttum parke taşlı caddelerde
Selamsızların öksürükleriyle vardım bakkal Muhittine
Bir üzüntü, keder vardı kapıda tezgaha döndüm
İlk gazetete de “genelev cinayetini” gördüm
Kanlar içindeydi Çilem ben Göçüklerinde öldüm.
Kayıt Tarihi : 19.02.2007 11:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!