Ceylancık, Konuk defterinden almış MSN adresini ve karşısına çıkmıştı Şefkat Çağlayanının. Çok şeker bir kızdı. MSN’deki küçük resmi gören oğulları bu resmin gerçek resmi olamayacağını, Google’dan alınmış olabileceğini tahmin ediyorlardı. Böylesine güzel olmasının yanında gönül kalp güzelliğini de tam vermişti Yaratan. Babasını kaybetmiş ama “Çok tonton bir üvey babam var. Sizinle tanıştıracağım.” Diyordu Şefkat Çağlayanına….
Bir de sevdiği Şahinser’i vardı Ceylancık’ın. Konuk defterinde birbirlerine öylesine sevgi sözleri yazarlardı ki, herkes hayran kalırdı.
Tüm bu güzelliklere karşın Ceylancık geleceği için bir endişesini anlattı Şefkat Çağlayanına. Bir rahatsızlığı vardı. Teşhis henüz koyulmamıştı ama Kanser endişesi vardı. İkinci bir Gülcan korkusu sardı Şefkat Çağlayanını.
Tetkikler yapıldı, teşhis sonuçları heyecanla ve dualarla beklendi. Beklenen sonuç gecikti. Sorduklarına yanıt vermiyordu Ceylancık. Verdiği kısa yanıt “Boşver! ” şeklindeydi. Şahinser de çok çaresizdi. Sonunda ısrarlarımız karşısında açıkladı Ceylancık;
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Kızım iyileşti... 5 yıl riskliymiş...
Rabbim ona kıyamaz inşallah.
Böyle bir şoku tekrar yaşamak zor olur benim için.
sonra iyileşti mi can?
şimdilerde bir haber var mı?
Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta