nedir bu sessizlik şimdi
durup dururken
gün ortasında nereden çıktı
sağır karanlık
kör pencere
uyumak değil bu
işkence
krater kenarlarından yuvarlanıp
karışmak gibi kavuran lavlara
yolunu yitirmek gibi
labirent misali kabuslarda
ağular demliyor bana sevdalar
bir dediğimi iki etmiyor ihanetler
bir izzet bir ikram
baş köşelere oturtuyor ayrılıklar
sırtıma riya yastıkları döşeniyor
KAYIP ARANIYOR
bıçak sırtı yollardayım kan revan
kuzgun kanadı gölgeler kapanmış üstüme
yönsüz
ve tarihsizim
İŞTE BÜTÜN HİKAYE BU
işte bütün hikaye bu
kısa
küçük
iç burkan,
KARARMIŞ GÜMÜŞ BİLEZİK...
kararmış gümüşlerime karıştı karartısı gölgemizin
o gölgeler ki hiç
boylu boyunca
yanyana
salınıp sonra unutulmuş bir olta misali
ıslak rıhtımlarında sabahlıyorum cinnetin
yeşil ve yaşlı yosunlar gibi tutunmuşum
dolanıp karışmışım hatıralara
ben miyim mazi
mazi mi ben
Boğaziçinin poyrazına akıyorum bu akşam üstü
Bebek sırtlarına dökülen yağmur bulutlarıyla beraber
gri-maviliğe karışmış kurşuni yeşilleri örtüp saçlarıma
sulara düşmüş Eylül hüznüne karışıyorum
akıntıya bırakıp kendimi
her gece yarısı
bir nefes gibi
hüzün dolu bir iç çekiş gibi...
efkar gibiyim...
filitresiz
EY YAR! ! ! YADİGARINDIR SEBEB-İ HALİM...
yok artık
yok
o hiç olmayanların şeceresinin tutulduğu




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!