korkuyorum pranga mahkumu olmaktan.
korkuyorum,
cezasız bir suç adına
bin tutkuyla sıkıştığım aralıkta
gözlerim tavanda, sırt üstü yatmaktan.
korkuyorum,
Namluyu alnına dayamak gibi bir şey ölümün.
Her sabah su vermek,
Saksıdaki çiçeğe.
Güneşi kucaklamak, kırlara çıkmak.
Uzun maviliklerin ardına,
Uzun uzun bakmak.
az kaldı günlerden yarın olacak.
sen unutacaksın bir yerlerde
belki çok uzaklarda, bilmediğin
metruk bir sarayın yandığını.
harmanların biçilme
bağların bozulma zamanımıydı.
bilsem ki ; bu lepiska renkli urgan
jüliet’in balkonundandır
aşağıya sarkıtılan.
ölümsüz bir aşkın
nesiller boyu yaşanacak ip ucudur.
benim göz kırpmalarım kırkbeş mumluk
seninle ilgisi yok, üstüne alma.
ben yalnızlıklarımla bağdaş kurup
bir sıra efsanesi gibi söyleyecek
türkü olurum her zaman.
loş karanlıklardan korkmadan.
eyvah, turuncu takıldı güneşin peşine kayboldu.
yeşiller siyaha döndü.
sahil boyunda yoksul bir meyhanedeydik.
bir bacağı kırık sandalyenin
masaya dayanışını seyrediyorduk.
önce bir şairin kapısıydı sanki
sonra bir kıyamet meclisi.
ne zaman çalacak savaş borusu,
kim verecekti çarpışma emrini.
bir bilinmezin bu bin boyutu,
bir şairin yüreğiydi sanki.
Dün 10 Kasım’ dı. Atatürk’ ümüzü saygıyla, minnetle ama hepsinden daha da önemlisi; özlemle andık.
Cumhurbaşkanımız büyük ve kalabalık bir kortejin en önünde saygı duruşunda bulunmak için Anıtkabir’e gitti. Ve saygı duruşunda bulundu. Neredeyse adı-namı-rengi belliler dışında bütün basın ve medya’da bu çok önemli günün önemine gerçekten yaraşır yayınlar yaptılar. Bir matem havası estirmemeye de özen göstererek. Bizler de kullanma hakkımız olan kendi medyamız ve yayın organlarımızda içimizden geldiği, kalemimizin yettiği, dilimizin döndüğü kadar yazdık, söyledik ve onu andık.
Evet dün 10 Kasım 2007 …Büyük Atatürk’ün altmışdokuz’uncu ölüm yıldönümü.
Bugün 11 Kasım 2007.
öyle diyoruz ama
aç kalıyoruz ve ağlıyoruz be gülüm.
biz yumruk yapsak ellerimizi göğsümüze,
bebelerimiz ağlıyor, onu görüyoruz
ve duyuyoruz be gülüm.
ve bizde kahroluyoruz.
Bayram günleri., insan belleğinin güzellikler albümüne.., güzel-çok renkli -çiçek kokulu-sevgi dokulu fotoğraflar bırakan günler olmalı değil mi…
Oysa bayram günleri., bizim ülkemizde o güzellikler albümüne (aile ve dostlar arası özel ve gerçekten iyi niyetli mutluluk verici olanlar dışında) sahte boyalarla renklendirilmiş., görünütüsü anlık bir-iki fotoğraf dışında pek bir şey bırakmıyor…
Ama bunu yerine belleğimizin gariplikler-çirkinlikler-yanlışlıklar –acılar albümü
her bayram yenileri eklenen fotoğraflarla dolup taşıyor…




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...