her karanlık gecemidir.
kedilerin gözbebekleri mi büyür içinde gecelerin
senin bana bakışların, o göz bebeklerin
gecelerin içinde mi saklıdır.
yakut yeşillerinden uzak kalışlarım böyle
senin saklandığın yerde midir.
o vitrinime ellerimle yerleştirdiğim
tek kitap olarak kaldı.
en ön koltukta kimsesiz oturup
arada bir sayfalarını karıştırıp
ama söylediği her şarkıyı
can kulağı ile dinlediğim.
kelimelerin hiç bir anlamı
benim bildiğim dilden değil.
üç yazıyorum kağıda
beş diye okunuyor sonuçta.
hesabım, kitabım
tutacak gibi değil.
“duvara ellerim yapıştırılmadan,
üstüm başım araştırılmadan,
kimliğim sorgulanmadan,
yüreğim yırtılmadan”
son geceydi …
asma suratını öyle galata kulesi gibi
şimdi en köpüklüsünden
ve buz gibi olanından
biraları çektik mi .
garsonnnnn ! …..
bir sürü mavi getir bize
can sıkıntısı İstanbul, başka bir şey değil
gene en çok seni sevdiğimden
kötü niyetten değil.
ama bir soğuk sur dibinden
daha sıcak
Balık hafızamız pek izin vermeyeceğinden daha önceki yılları bir kenara
bırakalım da sadece şu geride kalan 2016 yılında..,
-Asker-polis-sivil yurttaşlarımızdan gelen şehit haberleriyle., sınırlarımızın içinden ya da ötesinden yüreklerimize ateş düşmeyen bir tek gün var mı onu hatırlamaya çalışalım…
-İş’li ya da işsiz ama bir şekildeki sabit geliri olanlar için (ücretler-maaşlar hariç) iğneden ipliğe gelen zamlarla halk çoğunluğunun ekonomik anlamda nefes almasını sağlayacak haberlerle karşılaştığımız bir tek gün var mı?
-Irk ve din referansıyla yüzümüze takmaya çalıştığımız dürüstlük- fazilet-ahlak maskesinin., çocuklara yönelik istismar-kadına yönelik şiddet ve benzerleri ile yüzümüze taktığımız an yere düşmediği bir gün var mı aklınıza gelen…
-Ve bütün bunları yaşatanların., kabahatlerinin üstünü örtmeye çalışır gibi ve iktidarlarını sürdürebilmek amacı ile düzenledikleri gösterişli açılış törenlerinde atacakları “hamaset” nutukları için ağızlarını açmadıkları ve buna karşı açılan muhalif ve aykırı ağızları kapatmaya çalışmadıkları bir tek gün var mı…?
bazı masallar vardır, hiç iyi bitmez sonları
hani yorganı başına çekersin, gözlerin açık
beklemeye başlarsın korkulu rüyaları
kartal ile küçük kuşun masalıda işte öyle bir rüyaydı.
bazı masallar vardır ne yazıyorsa ön kapağında
bugün kırlarda papatyalar topladım senin için
rüzgar saçlarını öylesine alıp dağıtmıştı ki,
topladığım papatyaları göremedin.
üzerimizde kanat çırpan bu kuşlar……,
adı martı mı nedir dedin, bu çığlıkların.
kanatlarındaki beyaz sanki papatya yapraklarının
Henüz güneş doğmamıştır. Genç kadın ve genç adam ayaklarını uzatıp oturdukları kır çiçekleri ile bezeli bir yamaçta, kuş sesli notaların saba makamındaki müthiş romantik melodileri eşliğinde güneşin doğmasını beklemektedir. Kadın başını erkeğin omzuna dayar ve fısıldar.
- Beni seviyor musun …
Adam gülümseyerek dudaklarını kadının saçları arasında dolaştırır ve kadının sesine ayarlı bir tonda fısıltıyla yanıt verir. –Evet sevgilim, hem de çok, doğacak güneş kadar …
Güneşin ilk ışıkları kendini belli etmeye başlamış ve kararmış gümüş renkli bulutlar hafiften nurani bir aydınlığa ve giderek pembeleşmeye ve daha da ileri giderek kızıllaşmaya başlamıştır. Kadın ve erkek aynı anda sanki sözbirliği etmişçesine ve biraz da manzaranın ve renklerinin ateşlemesi ile haykırırlar. –Şu gökyüzünün rengine bak, nasıl da kızıllaştı …
İşte olan da bu anda olur. Ve gerek kadının gerekse de erkeğin gözleri arkadan bir el tarafından kapatılır. Bil bakalım ben kimim der gibi. Şaşkın ve biraz da korkulu ve gene aynı anda haykırır kadın ve erkek.




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...