sen gene de ör saçlarını iki yandan
uçlarına kurdele bağla, rengini senin seçtiğin.
gözlerinin kenarlarında çapaklar olsun
içlerine rüyalarını gizlediğin.
sen gene de ör saçlarını, dökülmesin gözlerinin önüne …
Bazı sözcükler vardır ki yaşam içinde ne zaman karşıma çıksa hep bir tarafından ya kulağımı kemirir yada gözüme iğneler batırır. Beynimin hoşgörülü sınır kapılarından içeri giriş için vize alamadığı ve hiçbir zaman da alamayacağı ama ısrarla o kapılara omuz vurmaya devam ettiği için de küçük çaplı fakat kronik çatışmaların vazgeçilmez nedenidir.
Burada eleştiri notlarıma konu olan anarşist ve sürekli sınırlarımı zorlamakta ısrarcı sözcük: Şaire
Arapça kökenli şair sözcüğünün paralelinde kullanılan ve kökünü yadsıyamayacağı için gene Arapça olmaya devam edecek olan bu sözcüğün karşılığı (ısrarla kullanıcıları bilecektir) Türk Dil Kurumunda; kadın şair olarak karşılık bulmuş. Oysa aynı TDK sözlüğünde şair kelimesinin karşılığı için bakın ne diyor:
kelimelerin hiç bir anlamı
benim bildiğim dilden değil.
üç yazıyorum kağıda
beş diye okunuyor sonuçta.
hesabım, kitabım
tutacak gibi değil.
o vitrinime ellerimle yerleştirdiğim
tek kitap olarak kaldı.
en ön koltukta kimsesiz oturup
arada bir sayfalarını karıştırıp
ama söylediği her şarkıyı
can kulağı ile dinlediğim.
“duvara ellerim yapıştırılmadan,
üstüm başım araştırılmadan,
kimliğim sorgulanmadan,
yüreğim yırtılmadan”
son geceydi …
asma suratını öyle galata kulesi gibi
şimdi en köpüklüsünden
ve buz gibi olanından
biraları çektik mi .
garsonnnnn ! …..
bir sürü mavi getir bize
can sıkıntısı İstanbul, başka bir şey değil
gene en çok seni sevdiğimden
kötü niyetten değil.
ama bir soğuk sur dibinden
daha sıcak
Balık hafızamız pek izin vermeyeceğinden daha önceki yılları bir kenara
bırakalım da sadece şu geride kalan 2016 yılında..,
-Asker-polis-sivil yurttaşlarımızdan gelen şehit haberleriyle., sınırlarımızın içinden ya da ötesinden yüreklerimize ateş düşmeyen bir tek gün var mı onu hatırlamaya çalışalım…
-İş’li ya da işsiz ama bir şekildeki sabit geliri olanlar için (ücretler-maaşlar hariç) iğneden ipliğe gelen zamlarla halk çoğunluğunun ekonomik anlamda nefes almasını sağlayacak haberlerle karşılaştığımız bir tek gün var mı?
-Irk ve din referansıyla yüzümüze takmaya çalıştığımız dürüstlük- fazilet-ahlak maskesinin., çocuklara yönelik istismar-kadına yönelik şiddet ve benzerleri ile yüzümüze taktığımız an yere düşmediği bir gün var mı aklınıza gelen…
-Ve bütün bunları yaşatanların., kabahatlerinin üstünü örtmeye çalışır gibi ve iktidarlarını sürdürebilmek amacı ile düzenledikleri gösterişli açılış törenlerinde atacakları “hamaset” nutukları için ağızlarını açmadıkları ve buna karşı açılan muhalif ve aykırı ağızları kapatmaya çalışmadıkları bir tek gün var mı…?
elimi uzatsam
tutacağım kadar yakınsınız değil mi
deli dalgalarım
ya siz,
üzerine kaleler yapacak çocukları bekleyen
güneş daha uyanmamış uykudan, hava çok ağır.
yaz hiç yaşanmamış, kış için erken
bir yudum ekmek ve bir gül için yollara düşerken
karavana sırası değil mi bu, adımın karşısına imza.
yarısı uyku, yarısı korku gözlerimin




-
Nur Tuna
-
Ertuğrul Söyünmez
-
Gülin Su
Tüm YorumlarNe kadar ben...ne kadar yürek...ne kadar yaşam dolu şiirlerinz...yüreğinize kaleminize hayran oldum şiir dostu...yaşanmışlığın her köşesinde duygularınız aksın bir ömür...selam ve saygımla
sen çok seviyorum Cevat çeştepe
şirlerinide
özledim seni geleceğim elini öpmeye
iyiki varsın hocam
...sevdiklerimizden ve okuduğumuz kitaplardan değildi uğradığımız ihanetler...duvarlarımızdaki yaralar sevgisi tutsak olanların ve düşüncesi korkakların ihanetlerinin izdüşümüydü...
....yaşam çizgisinin iki ucu arasında bir merdiven çıkar ya da ineriz...doğuma veya ölüme doğru..etrafımıza ördü ...