Merhabalar ;
İnsan bazen gerçekten yorulur ya hani , bende en yorgun zamanlarımda başladım yazmaya. Hayatın gerçek yüzüyle tanıştığım vakitler de çok küçüktüm. Bir çocuğun en çaresiz , en kimsesiz hali nedir diye sorsam belki de çoğunuz bir çok farklı yorumlar yaparsınız eminim.
Benim ki Annemi , canımı ,ciğerimi nefesimi kaybedişimle başladı aslında. Ders çalışıyorum bahaneleriyle odalara kapanmalar , sonra oturup ona olan özlemini yazman ...
Ve daha nicesi ardı ardına geldi aslında.
Çocukluk zamanlarımda hep gece yazdı ...
Aslında her şeye biraz alıştım. O yüzden çok üzülmüyorum eskisi gibi , çok umursamıyorum zamanın da üzüntüden düşen saçımda ki akları , yüzümdeki kırışıklıkları ve kırılan umutlarımı..
Evet , biraz daha aşina kalbim acılara , bazı acılar fazlasıyla tanıdık hatta.
Bazen düşünmeden edemiyorum , size de göre öyle mi bilmiyorum , acılara göre değişir mi gözyaşları da acaba?
Mesela mutluluktan ağlarken ki akan yaşla , acıdan kederden akan yaşın arasında fark var mı ? Şimdi okuyanlar diyecek ki , ne saçmalıyorsun ? Öyle değil işte arkadaşım , farklı duygular yaşıyor, ağlarken de farklı ağlıyorsun , yaşıyorsun o anı ve sonrasını..
Ağlamak güzel bir eylem , duyguları ifadenin en saf en samimi en gerçekçi hali bence !
Bazen fazlasıyla doluyor insan !
Sığmıyor kabuğuna , her şey üstüne gelir ya hani , evdesindir duvarlar , dışardasındır insanlar. Tahammül seviyen çökmüştür , ne bir yüze , ne bir sese yoktur tahammülün ve sabrın.
Kendinle muhaseben başlar , kendine kızmalar , kendince çatışmalar. Bi suçlu ararız , aslında kendimiz yapmışızdır herşeyi. Baş faili bizizdir yaşadıklarımızın , iyisiyle kötüsüyle.
İyi olanı kabullenmek çok kolay gelir , kötü bir durumla karşılaşınca neden hemen sorumlu arar insan hiç anlamam.
Sensin kardeşim sen , yaşadıklarının baş kahramanı sensin , kimse seni zorlamadı , başına silah dayamadı sen istedim ve yaşadın. Evet bazen fazlasıyla doluyoruz evet yalnız kalıyoruz onca kalabalıkta evet bizler aslında güçlü görünsekte aciziz , bunu görmek bilmek ve kabul etmek gerekiyor.
Bazen ağlamak gerekir , bazen okumak yazmak yada çıkıp nereye gittiğini bilmeden yürümek..
Bir yoldu aradığım , aradığımı bulamadığım
Buldum zannedip , yolun ortasında kaldığım
Huzurdu , mutluluktu , neydi benim aradığım
Bir yol seçtim , seçtim sanıp kendimi kaybettim
Hayaller kurardım küçükken , olur mu bilmeden
Öyle afilli bir çocukluğum olmadı aslında
İçi dolu , toz pembe hayallerim mesela
Ve içi dolu beslenme çantam ve kahkahalarım
Ceketimi bari alma Anne , üşür o soğukta içim dışım …
Hani çocuklar özenir ya , bir paltoya bir cekete
Virane gönlüm , ağır hasarlı duygularım var benim. Sessizliğimin altında yatan bir çığlık dolu içim.
İlk değildi bu enkaz da kalışım , ilk değildi dört duvar arası yalnızlığım ve ilk değildi ağlamaktan kızaran gözlerimin yanması.
Alıştım demek öyle kötü ki ! Alışmak bir derde bir sevince , alışmak çaresizlikti aslında , kabullenmekti olanı olmayanı.
Yazarken bile bir garip oluyor insan , tanıdık duygular , tanıdık acılar ve kelimeler tanıyordu beni , kalemim sayfaları ..
Ne kadar garip öyle değil mi ? Harabe bir gönlü tanımak ne kadar garip …
Eyvallah
Düştüm arkadaş , hem de yürürken düz yolda
Sağım insan , solum insan , dost kalabalığında
Düşme diye öğütler verirdim , aklım başımda
Ben düştüm dost diye sarıldığım dostlar varken kolumda
Gecemi gündüz , gündüzümü gece ettiler arkadaş
Yaşadım gördüm öğrendim sandım yanıldım
Millet elini uzatırdı selamlaşmaya ben sarılırdm
Samimiyetlerini içten sayar , bide inanırdım
Her şey bi yalandan ibaretmiş geç anladım.
Kime inanıp kime güveneceğiz şaştım kaldım
Çöktü yine gece , sessiz şehrin ışıkları
Merhaba gece , merhaba yalnızlığımın yoldaşı
Sana sakladım ben bunca derdi bunca gamı
Hoş geldin tarifim , sazım , sözüm şiirim
Kavuşmasak olmaz , kendimi buluyorum sende
Her yanım kuşatılmış , savunmasızım
Gecem gündüze karışmış zamansızım
Baktığımı görmüyor , duyduğumu işitmiyorum
Susuyor konuşmuyor , körüm dilsizim
Yorgunum , suskunum , her anlamda yoksulum
Biliyorum , hepimiz bir yerlerde bir şeyler saklıyoruz. İçimizde susup , içimizde yaşıyoruz. Haklısınız Herşey de herkese anlatılmıyor ki ! Haklısınız düzen de eskisi gibi değil zaten.
Yarım kalınmışlıklar ülkesine döndük , yıkık harabe içimizde ki şehirler. Yarım yamalak yanan sokak lambaları , ıssız sokaklar , yarım kalmış hayaller ve hayatlar. Biliyorum , bakıp bakıp boşluğa dalıp dalıp ağlıyoruz. Bazen yanıldıklarımıza, bazen yarım kaldıklarımıza. Bardak da kalan son yudum gibi hayat !
Kim ben tam’ım derse , bilin ki en büyük yalancıdır.
Kim ki ben yaşadım , yaşattım , tamdım derse yalandır…
Tamamlanmak , anlamak ve anlaşılmak dileğiyle vesselam …




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!