Çat Kapı Şiiri - Mustafa Alp

Mustafa Alp
894

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Çat Kapı

çat kapı gelen gibisin,
öyle hazırlıksız, öyle dağınık, öyle yalnız.
sanki seni bekleyen bütün evler,
ışıklarını aynı anda söndürmüş.

kapıyı açtım.
bir elin tokmakta kaldı,
öteki boş cebinde.
içeri girmeden önce ayakkabılarına baktın, çamurundan utandın.
seni bu hale getirenler
hangi temiz halıya bastı acaba?

gel.
şu sandalyeden kitapları kaldırayım.
insana dair ne çok şey okumuşum.
bir insan oturacak, yer yok.

paltounu çıkarırken bir düğme düştü.
eğildin hemen,
sanki bugün dağılan
her şeyin hesabını senden soracaklar.
bırak, ben alırım.
bir düğmenin peşinden bu kadar eğilme artık.

yüzüne baktım.
ağlamaktan çok,
ağladığını saklamaktan yorulmuşsun.
belli ki biri gitmiş.
ama giderken seni de kendinden götürmüş.
şimdi adın söylenince eski yerinden,
cevap veriyorsun.

çayı koydum.
fincanın sapını yokladın,
sonra iki elinle tuttun.
bir şeyin kırık olup olmadığını
dokunmadan anlayamıyoruz.
seni sağlam sananlar pek uzaktan sevmiş.

ben de uzaktan iyi biriyim.
lafım yerinde, vicdanım ütülü.
acı kapıya dayanmadıkça herkese yetişirim.
sen geldin.
bütün güzel sözlerim
bir sandalye kadar işe yaramadı.

vaktiyle sana güçlü ol diyenlerden biriydim.
şimdi o sözün altında nasıl ezildiğini görüyorum.
biz sana omuz vermedik.
yükünü taşıyışına hayran kaldık.

ah, şu merhamet erbabı.
yoksulun sabrını över,
alacağını hatırlatınca terbiyesini sorgular.
sofrada ekmek artar, nasihat eksilmez.
aç adam kalkınca da şükür bilmez derler.

ben o sofrada bulundum.
önüme konanı yedim, duymamış gibi yaptım.
şimdi sana dünyayı kötüleyip,
kendimi temize çıkaramam.
birinin sustuğu yerde ötekinin zulmü rahat eder.
ben rahat ettirdim.

sen yine de beni teselli etmeye kalkma.
bu gece buraya,
benim vicdanımı taşımaya gelmedin.
bak,
özür dilerken bile insan sözü kendine çekiyor.
çayın soğudu,
yenileyeyim.

evet, ev dağınık.
ama seni şaşırtan bu değil.
birinin yanında toparlanman,
istenmeden oturmayı unutmuşsun.
ellerini dizlerinde birleştiriyor,
yer kaplamamaya çalışıyorsun.

biraz yana kaydım.
sen de yaslan.
koltuğun çöken yerini yıllardır kimseye söylemedim. her gelen rahat sansın istedim.
ben de üstünde dik oturmaya alıştım.

anlatacaksan anlat.
kelimelerin birbirini tutmasın,
bir yerde öfkelen,
bir yerde aynı şeyi yeniden söyle.
seni anlamak için düzgün bir cümle istemeyeceğim. canı yananın dilini de sınava sokmayalım.

kim bilir kaç kez bir kapının önünden döndün.
ışık yanıyordu, sesler geliyordu içeriden.
zile uzanan elini indirdin.
birinin akşamını bozacağına kendi geceni uzattın.

bu gece zili çaldın.
küçük bir şey sanma.
insan bazen yardım istemek.
için kendisini suçlayan
bütün seslerin arasından geçer.
sen kapıya gelene kadar kaç kere geri çağrıldın?

bana borçlanmadın.
yarın yüzüme bakarken bu akşamı ödemeye çalışma.
bir fincan çayın hesabını ömür boyu tutanlar var. iyilikleri defterli, kalpleri veresiye.

benim de içimde öyle bir katip oturur.
verdiğimi yazar, aldığımı unutur.
sen girince defteri kapattım.
fakat kendimi tanırım,
kilitlemedikçe açar.
anahtarını da senin önünde masaya koydum.

kalırsan yatağı sereriz.
gidersen paltounu tutarım.
ama kapıdan çıkarken gülümsemek zorunda değilsin.
burada biraz dinlendin diye iyileşmiş görünmeni istemem.
yaranı benim hatırım için giydirip kuşatma.

sen başını kaldırdın.
ilk defa göz göze geldik.
söyleyecek bir şey aramadım.
saat işledi,
çaydanlık sustu.
dışarıdaki dünya bir süre kendi işine baktı.

sonra konuşmaya başladın.
önce bir isim söyledin, ardından uzun bir sessizlik.
ben o ismi tanımıyordum.
sessizliği tanıdım.
fincanımı usulca bıraktım,
sözünün devamı için masada yer açtım.

çat kapı gelen gibisin,
öyle hazırlıksız, öyle dağınık, öyle yalnız.
bu kez kapıda kendini düzeltme.
az önce yere düşen düğmeni buldum.
sen anlatmaya devam et.
iğneyle iplik burada.

✍️

Mustafa Alp
Kayıt Tarihi : 4.10.2026 21:31:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!