Ve ben sana aylardır tek satır yazmadım.
Kalem parmaklarıma küstü,kâğıt hep beyaz kaldı,
İçimde ciltler dolusu çığlık vardı oysa,
Şimdi ıslanmış, mürekkebi dağılmış bir sayfada soluk bir resmin var.
Sanki her düşen damlada adını fısıldar gibiyim, Yağmur.
Söylesem, dilimden dökülse geçecek sandım ‘CAN’ acım ama geçmedi.
"Nasılsa bir gün yüz yüze, göz göze anlatırım" dedim,
O gün hiç gelmedi, biz bir türlü yüz yüze gelemedik.
Cümleler boğazımda birikti, kelimeler hep yarına ertelendi.
İçimde kimsesiz bir mezar daha kazdım
Ve o daracık mezara sığmayan bir sevda sakladım.
Düğüm düğüm oldu boğazım, yutkunamadım.
"Özledim" demenin tek bir harfi bile ‘Ölümden’ daha ağır..
"Gitme" kelimesinin o korkunç esaretini ölçmeye cesaretim yok.
Ben sustukça sen adımladın uzakları,
Sen uzaklaştıkça ben sessizliğime daha çok gömüldüm.
Biz sustukça gökyüzü konuştu yerimize;
Şimdi toprağa düşen her damla, sana söylenmemiş kırık dökük bir şiir aslında.
Şimdi aramızda tozlu, rutubetli ve yaşlı bir kütüphane var:
Hiç okunmamış, tamamlanmamış şiirler dolu tozlu raflarında..
Ve o kütüphanenin soğuk camından süzülen,
Yağmur'un altında sırılsıklam ıslanmayı bekleyen o çaresiz, o sessiz kelimeler...
Ve bir gün
Bir başka biri ‘seni benim kadar kimse sevemez’ diye lakırtı ederse sana,
Bu lafın altında ezilipte sevgiye muhtaç olma diye
Böyle ihtişamlı bir aşk bıraktım bu satırlara.
Sen hiç yanımda olmasanda….
Kayıt Tarihi : 30.10.2026 15:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!