Camdan Gemiler ve Gece
Sessizliğin mürekkebiyle boyandı yine gökyüzü,
Gözlerinden düşen her damla, toprağa tohum gibi saklanan bir sızının sureti.
Biz seninle, fırtınalı denizlerde yüzen camdan gemilerdik;
Birbirimize çarptıkça kırılan, kırıldıkça ışığı çoğaltan iki şeffaf gölge.
İçimdeki şehir, caddelerini sisin yuttuğu unutulmuş bir liman,
Her sokak lambası, yitirilmiş bir tebessümün soluk feneri.
Rüzgâr, kırık mumların kokusunu taşırken pencereme,
Gece, sırtındaki kapkara paltoyu serer göğsüme.
Zaman; avcumda tuttuğum incecik, hırçın bir kum saati,
Süzülen her tanede biraz daha erir çocukluğumun masalları.
Bir sonbahar yaprağı kadar tutunuyoruz hayata,
Ağacın kökü derin, fakat rüzgârın lisanı amansız ve sert.
Şimdi göğsümde sakladığım o eski çalar saat,
Senin gittiğin o karanlık saniyenin üzerinde takılı kalmış bir çivi.
Ne kadar dönerse dönsün yelkovan,
Akrep hep aynı yarayı kanatır, hep aynı derin izi...
Kayıt Tarihi : 25.07.2026 23:43:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!