Can Kırıkları
Kırık bir aynanın önünde durdum bu gece,
Yüzümde bin parça,
Ruhumda on bin yara...
Her parçaya ayrı bir hikâye düşmüş,
Her çizikte susmuş bir çığlık,
Her yarığa sığmış bir yalnızlık.
Gözlerimden düşen yaşlar,
Cam kırıkları gibi kanatıyor avuçlarımı,
Benim adım artık acıya yazılı,
Benim ömrüm artık yarım kalan şarkılara.
Bir ömürlük sevdaları
Üç beş satıra sığdırdım,
Kiminin adı bir heceydi,
Kiminin yüzü bir gölge.
Ama hepsinde ortak olan tek şey:
Bir daha onarılmayan kırıklar.
Çocukken de tanıdım kırılmayı;
Oyuncağım elimden alındığında değil,
Sesimi duymayan bir kalabalıkta
Yalnızlığıma sus pus bakarken...
O günden öğrendim,
En keskin cam insanın kalbinin içindedir.
Can kırıkları topladım yıllarca,
Bir mendile, bir deftere, bir yalnızlığa...
Her birini cebimde taşıdım,
Her girdiğim sokakta biraz daha battı,
Her gecede biraz daha kanattı.
Sevmeyi de denedim,
Sevilmeyi de.
Ama aşk da bazen
Bir aynanın kırık yüzü gibi
Gözünü kamaştırır,
Kalbini parçalar,
Ruhunu darmadağın eder.
Biliyorum,
Bütün yaralar görünmez;
Bütün çığlıklar duyulmaz.
Ama bir insanın gözlerine bakınca
Anlarsın içinde kırılan aynaları.
Şimdi soruyorum kendime:
Onca parçayı toplayıp
Tek bir yürek yapabilir miyim?
Yoksa kırıkların içinden
Başka bir ben çıkar mı?
Belki de biz,
Kırıklarımızla bütündür;
Belki de yaralarımız,
Bize insan olduğumuzu hatırlatır.
Ama yine de sızlar,
Yine de kanar,
Yine de susmaz içimizdeki o ince acı.
Ey hayat,
Sen bana çok şey verdin,
Ama en çok da can kırıkları...
Ve ben,
Bu kırıklarla susmayı,
Bu kırıklarla yürümeyi,
Bu kırıklarla yaşamayı öğrendim.
Bir gün,
Belki başka bir gökyüzünün altında,
Belki başka bir insanın gözlerinde
Toplanır bu parçalar.
Ama o güne dek,
Benim adım hep aynı kalacak:
Can Kırıkları...
Kayıt Tarihi : 28.1.2026 15:57:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!