Bende biliyorum senin istiridye kabuğunda uyuduğunu,
Bende biliyorum benim biçare ellerimin sana uzak olduğunu.
Sana en çok sana yazıldım ben,
Bazen harici,bazen dahili bazen de gayr-i ihtiyari.
Sonra bir ulak girdi düşlerime,
Alıp beni gecenin koynuna götürdü,
Kelimeler budadım,
Kafiyeler boyadım,
Cümleler tertipledim.
Olmadı işte,
Sol yanım da ki boşluk bir türlü dolmadı.
Hırkalar giyindim sonra,
Yazlık,kışlık ve güzlük,
En kallavi deli hırkası yakıştı bana.
Mahcup oldum aşkın kıyısında,
Kıyısız kaldım şuursuz anaforlarda.
Ünsüz harflerin düşmesi gibi fevkalade bir düşüştüm,
Taht-i viran olmuş sultanlar gibi,
Yuvası dağılmış serçeler gibi.
Of,
Offff,
Of offf.
Annemi sevmiyorum sizin annelerinizi sevdiğiniz gibi,
Ve babam bana en uzak adam,
Belki bu trajedi buradan başladı,
Belki bir yatak odası faciasından.
Kim küfür edecekse hemen edebilir,
Ey ahali,
İşte o benim,
Ferfecir bir vakitte şehrin kapılarını kilitleyip sonra kaçan,
O benim işte dalgakıranlar boyu denize küsen.
Üst geçitler den aşağı doğru,
Merdiven boşlukların dan koşar adım,
İzsiz,gölgesiz ve bedensiz yürüyen.
Çakırkeyf bir haz ile nokta koymak vardı hüzün saatlerine,
Ama genç de değilim,erken değilim,geç değilim.
Bi münasip yer arıyorum,
İnmek için.
Kayıt Tarihi : 27.06.2026 01:38:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



