Çakıl taşları değiyor ayağımıza
Dere kenarında
Gece
Sevdaya akan sulardan
Bir damla uyku girmiyor gözümüze
Dışarıdan içeriye
Velev ki bir dolmuş durağındaymışım
çardakta
demli çay içiyormuşum, kirden bardakta
mikroplar dans ediyormuş
umurumda mı
ne tadı varmış ne tuzu ekmek arası domates, peynirin
Aynı iz üzerinde
Adımlar birbirini takip ediyor sessizce
Dokunduğunda derinleşiyor yara
Kabuk bağlarken eskisi
Kanıyor yenisi başka bir yerden
Başka çare yok
Pahalı şeyler sardı etrafımızı
Bakmak
Üç
Kuruş
Koklamak ondan beş kuruş fazla
Dokunmak el yakıyor
Yoksulun çatısı akıyor yine
yağmura sevdalı yürek neredesin
yaz güneşi yakar/kış soğuk tutar
zemheride kalan dilek neylesin
Geçen yıl onardı çatıyı garip
Köpekler havlıyordu bir gece vakti
Köşe başlarında
ayak sesleri
Kendi telaşındaydı herkes
Çakallar uluyordu şehrin sokaklarında
Bir kargaşa, bir kaos
Çengel
Kilitsiz kapıları açtım, ardına kadar boştu
Durgun ırmakları geçtim, bir boydan bir boya coştu
Dağlara tırmandım ovaları aştım, öyle bir hoştu
Nereye dokunsam gül, elimi verdiğim tomurcuk çiçek, gerisi nahoştu
Mademki yorgunsunuz, dinlenin artık
Ne yollar tükenir ne de yolcular
Ufuk çizgisine yol verin artık
Umutlar yeşerir, gelir baharlar
Mademki hancısınız, açın kilidi
Çerağ
Yazı yazmayı kimden öğrendim bilmiyorum; kışı da öyle
nedensiz de başlamaz ki hiçbir şey; elbette vardır ustası çırağın; ateşi çerağın
sonbaharda sevmeye yeniden mi başladım acaba diye düşünme; düşünüyorsun da
mevsimsiz günlere kayıyor aklın ince ince




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!