geniş bir ovadır,
uzanır
öyle bir yere kadar ki
göz nefessiz kalır.
Olgun buğday tarlası,
hatıradaki güneşten
daha altın.
Erkekler, kalmanın mayasından;
elleriyle,
damarları
eski ağaç kökleri gibi
topraktan güç alır.
Yüzler, yılların emeğiyle
güneş içmiş;
bakışlarda
toprakla
ekmek üzerine
antlaşma yapmış
birinin dinginliği.
Yazın sıcak rüzgârı
sapların arasında dolaşır,
dilinde eski bir şarkı.
Her başak,
küçük bir çan gibi
varışı
defalarca
haber verir.
Oraklar havada
hilal çizer;
tekdüze ve kadim bir ezgi
kesmenin ezgisi,
yaşamanın ezgisi.
Ter alınlardan süzülür;
gülümsemeler,
yorgunluğun yüzüne
serin bir gölge bırakır.
Güneş yavaşça
dağın ardına kayar.
Erkekler, yorgun omuzlarla
ama aydınlık yüreklerle
köye doğru
yola koyulur.
Ovaya bakarlar;
artık ayakta olmayan buğdaylara
ama yaşayan
yarının ekmeğinde,
yaşamak için.
Kayıt Tarihi : 14.2.2026 13:37:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!