Sabahın köründe marşa basıldı,
Tarlanın başında saban asıldı,
Bir garip ses geldi, motor kasıldı,
Koca demir durdu, canımı sıkıyor,
Çaresiz beklemek, canı yakıyor.
Takım çantasını, döktüm toprağa,
Umut bağlamıştım, usta çırağa,
Şimdi kim gidecek, şehre ırağa?
Güneş tepemizde, terler akıyor,
Çaresiz beklemek, canı yakıyor.
Bozuldu Massey, kaldım tıkılı,
Tekerlek çamura, battı çakılı,
Yumruklar sinirden, durur sıkılı,
Usta çok uzakta, gözüm bakıyor,
Çaresiz beklemek, canı yakıyor.
Bir vida eksiktir, parça bulunmaz,
Bu kadar koca yük, elde tutulmaz,
Kimseye dert yanıp, bir şey sorulmaz,
Ateş düşmüş gibi, içten yıkıyor,
Çaresiz beklemek, canı yakıyor.
Telefon çekmiyor, tarla başında,
Kaldım tek başıma, oturup taşında,
Zehir oldu ekmek, öğlen aşında,
Umudu kesince, nefes tıkıyor,
Çaresiz beklemek, canı yakıyor.
Köşektaş duysun, isyan sesimi,
Tarlada tükettim, tüm nefesimi,
Rüzgâra bıraktım, ben hevesimi,
Dertler zincirine, keder takıyor,
Çaresiz beklemek, canı yakıyor.
Kayıt Tarihi : 13.2.2026 14:35:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!