Sana git dedim.
Çünkü
“kal” demenin
beni ne kadar küçülteceğinden korktum.
Kapıyı ben kapattım,
sonra bütün gece
ardından gelecek ayak seslerini bekledim.
Gelmedin.
İşte o zaman senden nefret ettim.
Beni dinlediğin için.
Ben biraz böyle seviyorum;
uçurumun kenarına bırakıyorum insanları,
sonra atlayıp atlamayacaklarına bakıyorum.
Atlamazlarsa
beni sevmediklerini sanıyorum.
Atlarsalar
neden kendilerini benim için öldürdüklerine kızıyorum.
Biliyorum.
Bende sevginin ölçüsü bozuk.
Biraz yaklaşsan
sana bütün geçmişimi veriyorum.
Biraz uzaklaşsan
sanki hiç tanışmamışız gibi
adını içimden söküyorum.
Sonra gece oluyor.
Ve ben,
gündüz içimden kovduğum herkesi
karanlıkta tek tek özlüyorum.
Bazen seni kaybetmekten korktuğum için
seni kaybedecek şeyleri
kendi ellerimle yapıyorum.
Belki de en acısı bu:
Terk edilmekten öylesine korkuyorum ki
terk edileceğim hikâyeyi
bazen kendim yazıyorum.
Sonra sonuna oturup
neden herkes gidiyor diye ağlıyorum.
Bana kızma.
Ama beni de yalnızca yaralarımdan ibaret sanma.
Ben seviyorum.
Yalnızca sevgiyi
sessiz bir yerde öğrenmedim.
Benim içimde sevgi biraz yangın,
biraz siren sesi,
biraz açık bırakılmış kapı.
Bu yüzden sana yine
“git” dersem,
kelimeye değil,
gözlerime bak.
Çünkü bazı insanların ağzından çıkan
“git”,
çocukluğundan beri söyleyemediği
“Ne olur, beni de bırakma.”
demektir.
Kayıt Tarihi : 21.08.2026 00:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Terk edilme korkusuyla sevgi arasında sıkışan borderline bir zihnin iç dünyasını anlatan şiirsel bir metin. Kişinin kaybetmekten korktuğu insanları istemeden kendinden uzaklaştırmasını, “git” derken aslında “kal” demesini ve sevginin bazen geçmişten taşınan yaralarla nasıl iç içe geçtiğini ele alıyor.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!