Hatıran zihnimde çarşılar diyarı,
Her çarşıda boncuk dükkanları...
Gıcırdayan eşik üzerinde ahşap bir kapı...
Kilitli kapımı açanım sen ol.
Kapılar ardında yükselmiş duvarlarım...
Mağrur duvarlar gibi ihtişamlı yalnızlığım.
Aklım çerçi arabası, yokuşlarda kaldım.
Çözülmüş dizlerimin bağının, devası sen ol.
Ben, yol gözleyenler bir tek mahpusta sanmıştım.
Boncuk işleyenler hep mahkumlar sanmıştım.
Bu yanılgıyla her gün açarak dükkanımı,
“Körler çarşısında ayna satmışım.”
Nereden bilecektim? Derken inşirah bulmuşum!
Çıkıp bir hışımla, çarşı pazar dolaşmışım!
Sokak sokak bağırsam da, meğer geç kalmışım.
“Sağırlar çarşısında gazel atmışım.”
Derken, bir gıcırtı ilişti eşiğimden tâ kulaklarıma,
Bir tebessüm yayıldı çatlamış dudaklarıma.
Terim, boncuk boncuk indi şakaklarıma...
Daralan gönlümün emânı sen ol.
Benim gönlüm eski bir boncuk dükkanı...
Sana ayırdım incilerin kıymeddârını...
Harabe dükkanının müşterisi sen ol,
Serden geçmiş gönlümün,
Fermanı sen ol.
Kayıt Tarihi : 15.3.2025 07:39:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
dilinize sağlık
beğeni ile okudum
TÜM YORUMLAR (1)