Yokluğunun 527. akşamı,sensiz geçmek bilmeyen zamanı oyalama çabalarım kan revan içinde devam etmekte.Albümlere dadandım bu aralar zira sensizlik iyice sardı başıma.Eski bir resmin denk geldi.Kadıköy'de sahilde vapur iskelesine nazır.Başımızda martılar dans ediyor.Gözlerinde tarifsiz bir hüzün.Bende alabildiğince mutluluk.Sırtında siyah ceketin,ellerimde ellerin....YAK BİTSİN...
Evin her köşesine "seviyoruz" yazmışız.Sileyim dedim elim gitmedi.Harflerin yalanı yok,kendimizi aldatmışız.Sadece kenar köşelerde kalmış,birbirimizi silmişiz de onları silmeyi unutmuşuz.Ne yemeğin tuzu ne de kış gecelerinde yakacak kaygısı.Tek endişemiz birbirimizi unutma korkusu....SİL BİTSİN....
Mutfakta çay fincanın rafın baş köşesinde,hani şu en sevdiğin.Nasıl olmuşsa unutmuşsun.Oysa uğurlu fincanım derdin.Onuda mı benim gibi afaroz ettin....KIR BİTSİN...
Tüm hatıraların odaya saçılmış.Ne yana dönsem senden bin parça batıyor.Bir gülüşün düşüyor pencere kenarından,derken köşeden kızgınlığına çarpıyor.Kanepenin en sevdiğin köşesi,izlemeye bayıldığın film cd'leri,dikenli diye sevmediğin kaktüs.Eyül'e inat Haziranda gidişine sitemli....GİT BİTSİN...
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...



