Bırak dileme!
Fısıldaşsın yağmurla toprak,
açmasın bahçelerde kırmızı güller,
rüzgâr getirmesin baharları,
kovalamayalım uçurtmamızla bulutları.
Uçmasa da olur kelebekler;
zaten ölecekler.
Unutulmuş bir asırdan kalma
bir mevsim yaşayalım seninle, mesela:
Bir gece vakti kumsalda oturup
çekelim içimize yakamozu, birbirimize bakalım.
Terlesin avuçlarımız
sımsıkı tutarken birbirimizi.
Şehrin ışıklarıyla parlasın gözlerimiz.
İçimizden hiç bitmeyen bir şarkı söyleyelim.
Tüm yaşanmışlıkları geceye hapsedelim,
meydan okuyalım hayata.
Sen ben ol,
ben sen…
Sen…
gümbür gümbür atan
bir aşkın vücut bulmuş hâli.
Mesela,
saat tam aşka vedaya çeyrek varken,
küllerimin arasında tam kaybolmuşken
ya da takvim güldüğün günde kalmışken…
Birden geldin.
Gözümdeki yaşı sıcacık elinle sildin,
usulca dokundun yüreğime;
sustu sızım.
“Geldim,” dedin.
“Seninim,” dedin.
Sen var ya sen…
Uzun zaman ayrı kaldığım gülüşlerle geldin.
Hoş geldin.
Ne güzel geldin.
Faruk YaşaKayıt Tarihi : 25.11.2023 22:19:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!