Bir Veda Şiiri - Halit Yıldırım

Halit Yıldırım
151

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Bir Veda

Düştü kalplerimize bir iftirak ateşi,
Sanki bir yad el çaldı semamızdan güneşi.

Halimizi tasvire aciz kalıyor sözler,
Perişan oldu dostlar, ağlıyor seven gözler.

Böyle bitmemeliydi bu en güzel rüyamız,
Biz size doymamıştık, alt üst oldu dünyamız.

Kadrini bilmeyenler anlamazlar ki bizi,
Sevginiz kalbimizde, unutamayız sizi.

Bu devran masonların, dönmelerin devranı,
Milletimin bağrında savururlar harmanı.

Başında at gözlüklü acınacak adamlar,
Önlerini görmezken kalkar fezayı adımlar.

Zincire vurulmuş gönderdeki Albayrak,
Nefes almak karneyle, gel şu istiklâle bak.

Vatan dersen faşistsin, Allah dersen mürteci,
Çalışanın yeri yok, bu hâl ne kadar feci.

Lafta bağımsız ülke, millî olmadan hürüz,
Aslında uyumuşuz, aslında bakar körüz!

Horlanan, dışlanan biz, kine geldik kine biz,
Şerefsizler baş tacı, ayıplanan yine biz.

Kargalar bile güler bu acınacak hâle,
Bilim torpile esir, baştan aşağı hile.

Cüceler pazarında kalpleri kim tartacak,
Bizdeki bu muhabbet bitmeyecek, artacak.

Başı dik, alnı açık, yiğit tavrı edası,
Böyle olur demek ki devlerin elvedası.

Güle güle büyük dost, elveda yiğit adam,
Bu ne elim ayrılık, bu bize ne büyük gam.

Halit Yıldırım
Kayıt Tarihi : 14.4.2007 11:45:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Nuh Comba
    Nuh Comba

    Düştü kalplerimize bir iftirak ateşi,
    Sanki bir yad el çaldı semamızdan güneşi.

    Halimizi tasvire aciz kalıyor sözler,
    Perişan oldu dostlar, ağlıyor seven gözler.

    Böyle bitmemeliydi bu en güzel rüyamız,
    Biz size doymamıştık, alt üst oldu dünyamız.

    Kadrini bilmeyenler anlamazlar ki bizi,
    Sevginiz kalbimizde, unutamayız sizi.

    Bu devran masonların, dönmelerin devranı,
    Milletimin bağrında savururlar harmanı.

    Başında at gözlüklü acınacak adamlar,
    Önlerini görmezken kalkar fezayı adımlar.

    Zincire vurulmuş gönderdeki Albayrak,
    Nefes almak karneyle, gel şu istiklâle bak.

    Vatan dersen faşistsin, Allah dersen mürteci,
    Çalışanın yeri yok, bu hâl ne kadar feci.

    Lafta bağımsız ülke, millî olmadan hürüz,
    Aslında uyumuşuz, aslında bakar körüz!

    Horlanan, dışlanan biz, kine geldik kine biz,
    Şerefsizler baş tacı, ayıplanan yine biz.

    Kargalar bile güler bu acınacak hâle,
    Bilim torpile esir, baştan aşağı hile.

    Cüceler pazarında kalpleri kim tartacak,
    Bizdeki bu muhabbet bitmeyecek, artacak.

    Başı dik, alnı açık, yiğit tavrı edası,
    Böyle olur demek ki devlerin elvedası.

    Güle güle büyük dost, elveda yiğit adam,
    Bu ne elim ayrılık, bu bize ne büyük gam.

    Halidimin, Şiirlerindeki kemalatı, kalemindeki ilmi, gönlündeki samimiyeti, demek ki sadece ben bilmiyorum , bilenlere selam olsun .

    güne yükselden kurula teşekkürler, koca şaire başarılarının devamını diliyor gözlerinden öperim .

    Cevap Yaz
  • Metin Solak
    Metin Solak

    Bu şiiri götürüp taksim meydanına asacaksın. Herkes okusun. Tebrikler üstad, kalemine gönlüne sağlık. Tebrikler kurul. Tam yerinde tam gününde güncel bir şiir kutlarım

    Cevap Yaz
  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    güvercin vurdum kalkmaz türküsü vardır.elazığın...orada der ki;

    evler göçe göç oldu .. uy havar
    iki derdim üç oldu..uy havar uy havar
    dert verdim emek verdim emek verdim..uy lo lo lo
    emeklerim hiç oldu...

    bu ülkeye bu topraklara verilen emeklerin hiç olması...bu türkünün nidalarına sinen derin acı kadar üzücüdür..

    gidenler hep olacak..

    gelenlerin olduğu gibi

    önemli olan derin idealin elden ele , dilden dile akıtılması

    duygusuna şiirin şükranlarımı sunuyorum...

    Cevap Yaz
  • Hikmet Çiftçi
    Hikmet Çiftçi

    ÖNÜNDEKİ ÇUKURU GÖRMEZLER, GÖKTE YILDIZ ARARLAR!..

    Öncelikle böylesi güzel bir eseri GÜNÜN ŞİİRİ seçen “SEÇİCİ KURUL”a içtenlikle teşekkürler.

    Şairine de ayrıca kalbi saygı ve sevgilerle takdir ve tebriklerimi iletiyorum.
    Böylesi değerli eserler vermesini diliyorum.
    *
    Şiir mesnevi tarzında yazılmış.
    Mesnevi şekli kolay olmakla birlikte özü ve sözü yakalayamazsanız beyitler tek başına kalır ve bütün içinde sırıtır.
    Konu bütünlüğünü kaybetmeden, her beyitte temel düşünceyi destekleyecek yan düşünceler işlenmelidir.
    Halil Beyler bunu gayet güzel başarmışlar.
    *
    Hep kalkışma…
    Hep bilmem ne…
    Yoruyordu insanı.
    Uzaklaştırıyordu sayfalardan.
    En azından bir madalyonun iki yüzü olduğu hatırlanmış olmalı. Bence bu tarz yaklaşım daha doğru oluyor. Dileyen dilediğine dilediğince yazsın.
    Aksi takdirde iş inatlaşmaya, küfürleşmeye kadar gidiyordu.
    *
    İçimize bir ayrılık ateşi düşürdüler.
    Hiç sönmeyecek gibi… Sönmesine izin vermiyorlar. Ya körüklüyorlar, ya su yerine benzin döküyorlar.
    Ne zaman, omuzlarımızda taşıdığımız başlar bize ait olursa, ne zaman geçek anlamada bu millete, bu halka sahip çıkmayı, onun gerçek bir ferdi olmayı öğrenirsek, ne zaman satılmaktan, başkalarının piyonu olmaktan kurtulursak işte o zaman bu millet bir kat şahlanacak, en ön saflarda yer alacaktır.
    Kendimizi, ruhumuzu, beynimizi yabancılara teslim etmekten kurtarmalıyız artık.
    Günümüzde Alman’ı piyanosuyla ve yalan medya haberleriyle; İngiliz’i kendince kınamalarla, AP gözdağı vermekle, Amerika’sı “iç işlerinize elbette ki karışırız(!)” mesajları ile, Suriye’si, Rusya’sı, Türkiye’nin kalkınmasını, ilerlemesini, kendi sanayisini geliştirmesini istemeyen ne kadar KAPTALİST, SÖMÜRÜCÜ, RANTÇI ÜLKE ve TÜCCARLAR ise hepsi birden sözleşmişçesine yükleniyorlar.
    Kime?
    Aslında bütün olarak gelişen Türkiye’ye.
    Yönetim filan bahane…
    Güneşimizin önünde kara bulutlara dönüşüyorlar.

    “GÖLGE ETMEYİN, İHSAN İSTEMİYORUZ!”
    *
    Milletimizin sinesi harman yeri.
    Hem harman yeri olduk, hem savrulduk…
    At koşturuyor masonu, komünü, haini, misyoneri…
    Savuruyorlar bizleri yerden göğe…
    Aklımızı, fikrimizi, ruhumuzu veriyorlar yele…
    *
    At gözlüğü takmışlar, sözde aydınlar, sözde ilericiler, sözde yurtseverler, sözde bilmem kimler…
    Yalanla, takiyeyle, düzmece haberlerle, kışkırtmalarla milletin kafalarını bulandırıyorlar.
    Önlerindeki dipsiz kuyuyu görmeden yıldız arıyorlar, yıldız olmaya çalışıyorlar.
    Dikmişler burunlarını havaya, boşlukta insan olmaya çalışıyorlar.
    Yıldızları tutuşturmaya, güneşi söndürmeye çalışıyorlar.
    Uzattıkları ellerin yanacağını düşünmeden…
    Yalanlarının buz tutup havada asılı kalacağını düşünmeden…
    *
    Vatan, millet dersen FAŞİST olursun.
    (Yurt, ulus dersen İLERİCİ, AYDIN!..)

    Allah dersen, namaz kılar, dini vecibeleri yerine getirirsen MÜRTECİ…
    Camilerde içki içer, revire dönüştürür, yatar kalkarsan PROTESTOCU(!), ÖZGÜRLÜKÇÜ(!), DEMOKRATİK HAK ARAYIŞÇISI(!)…
    *
    Milli, diğer bir söyleyişle (ulusal) olmadan hür – özgür olmak düşünülemez. Yani kendin olmadan başkaları olarak yaşamak mümkün olmaz.
    Bu sözümüzü bile “ırkçı” olarak görenler var. Sözümüzün özü “kafatasçılık” değil, “saf kan - Türklük” değil. Önemli olan mensup olarak hissetme. Mensupluğu benimseme ve kabullenme.
    Amerika milleti yokken, Amerika vatandaşlığı da bir kabullenme, mensubiyet değil mi?
    Türk milleti, tarih var olduğundan beri olduğuna göre, millet duygusunu hissetmek, Türkleşmek anlamına gelmez.
    Bütün olarak yaşamayı kabullenerek paylaşma anlamında mensup olmak demektir.
    Kısaca; Çerkez, Laz, Tatar, Azeri, Kırım, Ahıska, Balkar, Terekeme, Özbek, Uygur, Dağıstan, Çeçen, Gürcü, Türkmen ve dahi bu ülkede kader birliği yapmış, bizlerle gönül bağı kurmuş Türk soyundan olmayan, Müslim ve gayri Müslim soylara mensup bütün milletlere mensup niceleri Türk halkını oluşturmuşlardır.
    Aynı duyguları paylaştıklarımız baş tacımız, bize ihanet edenler düşmanımız olmuşlar.
    Maalesef zor günlerimizde, başkalarının kışkırtmalarına gelerek, oyunlarının kurbanı olarak bizlere çektirdikleri acıları kendileri de çekmişlerdir.
    MİLLİYETÇİLİK: Milli ve manevi değerlerine sahip çıkarak, Türk milletinin kalkınması ve ilerlemesi için çalışmak demektir.
    *
    Türk milletini, Türk –İslam aleminin en ön saflarda, en medeni, en ileri olması için çalışan ve gayret gösteren bütün liderlerimize, büyük insanlara, önderlere minnetle ve saygıyla…
    Zaman gamlanma zamanı değil.
    Daha çok çalışma zamanı…


    *
    Şiir kime hitaben yazıldıysa Allah’tan gani gani rahmet diliyorum.
    *
    BÜYÜK TÜRKİYE İÇİN EL ELE, GÖNÜL GÖNÜLE, HEP BİRLİKTE!..

    Sevgi ve saygı rüzgârları esenliğiniz olsun.

    Şadlıklar diliyorum.

    20 Haziran 2013
    Hikmet Çiftçi

    “GERÇEK DOSTLAR BİRLİĞİ”

    Cevap Yaz
  • Arap Kurt
    Arap Kurt

    Başı dik, alnı açık, yiğit tavrı edası,
    Böyle olur demek ki devlerin elvedası.

    Güle güle büyük dost, elveda yiğit adam,
    Bu ne elim ayrılık, bu bize ne büyük gam.

    Sevgili hemşehrim değerli dost...bu güzel eserini burada görmek çok güzel
    tebrik ediyorum
    saygılar

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (13)

Halit Yıldırım