Bir Sus' ta Kaldı

Mehmet Hanifi Erdinç
113

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Bir Sus' ta Kaldı

Usulca sokulur, yabancı bir gecenin koynuna rüzgâr
Kendi sesini unutmuş, durgun bir dereden farksızız şimdi.
Eski bir sevdadan arta kalan o büyük yalnızlığa,
Unutulmuş bir otogar tenhalığında, kendi içimize akarız.
Göğsümüzde unutulan o sızı, yarım kalmış bir türkü değil sadece,
Ucu yakılmış, adresi yanlış bir mektubun tam ortasıdır belki.
Biz ki aynalara baka baka kendi yüzünü kaybeden adamlarız,
Hani dokunsan patlamaya hazır bir yangın,
Hiçbir takvime sığmayacak bir kederiz.
Tutuşur hatıralar, demli bir çayın buğusunda saklanır yitik zaman.
Söylenmemiş bütün cümlelerin hatırına,
Şimdi bütün kelimeler bir Sus’ un içinde mahpus.
Şimdi bütün anlamlar bir susmanın içinde kaybolmuş...

Ne yana dönsem aynı hasret makamı, aynı iç sızısı,
Hayat dediğin, göğsümde kırılan bir aynanın tozları kadar kırılgan.
Dizlerim, kabuk bağlayan eski yaralar gibi iyileşmeyi unutmuş.
Avuçlarımda biriken bu külün hesabını kimse soramaz bana,
Bilirim, gidenler dönmez, dönse de bulamaz bıraktığını.
Ben ki yarınlarımı ceketimin yakasına karanfil diye takarım,
Bir sessizlikten diğerine göçen yaralı kuşlar gibiyim.
Soğuyan bir çay bardağında ömrümün kederi durur,
Aksın zaman, bıraksın tortusunu ruhumun dibine,
Varsın kapansın yüzüme dünyadaki bütün kapılar...

Şimdi kırık bir bağlamanın mızrabında kaldı adın,
Artık gecikmiş bir bahardı gözlerin, erken düştü ayazı.
Biz daha ilk türküyü söylemeden, zaman, alnımıza bir ayrılık yazdı.
Ne kapısı çalınır artık masalımızın ne de külü tutuşur o eski yangınların
Dile ağır bir sükût düştü bu akşamüstü, yüreğe har,
Ömrün payına düşmüş ağır hüznün ardından,
Bırak aksın içimizde biriken biriktiği yeri yaralayan o ince sızı,
Gecenin tenhalığına karışsın içimizde biriken ne varsa.
Sevda dediğin ağır bir imtihandır kalbe,
Yollar yorulur, silinir zamanın üstündeki izimiz,
Biz kalırız o kendi içimizdeki kederin nöbetinde.
Gözlerimizde büyüyen o eski karanlık ve sisli akşamlar,
Bir daha asla çalınmayacak kilidi paslanmış kapılara fısıldar.

Kendi sesimin gurbetine düşen hüznü tek bir nefeste paylaştım,
Bir sevdaya sığmayan koca ömrüm, derin bir suskunluğa sığdı,
Ne içimizde bir heves kaldı ne söze derman olacak bir umut.
Döküldü biriktirdiğimiz hatıralar, sustu içimizdeki o eski şarkılar.
Ve artık tek bir kelime bile fazla bu saatten sonra.
Kapandı defter, üzerine çekildi perdeleri ömrümün.
Ne bir sitem kaldı geride ne de bir damla sitem edecek ah,
Her şey kendi yalnızlığına çekildi yavaş yavaş.
Unutulmuş bir türkünün son dizesiyiz şimdi,
Rüzgâr dağıtır külümüzü dağlara doğru.
Biz ki sustukça çoğalan bir hikâyeydik,
Söz bitti, yol bitti, gece tamamlandı.
Şimdi bütün anlamlar bir susmanın içinde kaldı….

Mehmet Hanifi Erdinç
Kayıt Tarihi : 24.08.2026 14:41:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!