Sınır hikayelerinde hep ayrılıklardan göz yaşı ve tel örgülerden bahsedilir. Sonunda ise; mutlaka ölüm vardır.
Bu hikâyemizde ise; tel örgüler arkasındaki umudun, hüznün sevince, dönüşmesine tanıklık edeceğiz. Hızla globalleşen dünyamızda sınırların kaldırılması konularında çalışmalar yapılmakta iken; Ülkemizin şirin beldesi Ceylanpınar’ da yaklaşan bayramlarda tel örgüler arkasında Suriye’ de, Resulayn’ da yaşayan akrabalarla bayramlaşmak üzere yoğun bir şekilde hazırlıklar yapılırdı. Çünkü bu bayramda da “TEL” e gidecek ve karşıdan gelen akrabaları ile hasret giderecekler. Beraberlerinde getirdikleri hediye paketlerini tellerin üzerinden birbirlerine atacak ve o şekilde kendisine atılan fakat orta alana düşen paketi getirmek üzere görevlendirilen Mehmetçik’ ten yardım talep edecekler. Yıllar yılı Ceylanpınar’ lı için bayram ve bayramlaşma bu demekti. Ancak, insan onurunu zedeleyen ve insanlığa hiç yakışmayan bu görüntülere bir son verilmeliydi, bir şeyler yapılmalıydı. Sınırın iki tarafındaki akrabaları bir araya getirmek, bir nebze de olsa birbirlerine sarılabilmelerine imkân sağlanmalıydı.
İşte tam bu sırada; bu durum Şanlıurfa Valisi Sayın Şahabbetin HARPUT’a arzediliyor ve Haseki Valisi Sayın Suphi HARP ile müşterek bir protokol hazırlanıyordu. Bundan böyle akrabalar biri birlerini evlerinde “İdari Mektup” la ziyaret edecek ve 48 saatliğine de olsa hasret gidereceklerdi. Genelde bu protokol iki vilayeti bağlamasına rağmen, özelde Ceylanpınar ve Resulayn’ da görevli idareciler tarafından uygulamaya konulacak ve biri birlerine hasret insanların kavuşabilmelerinin alt yapısı hazırlanacaktı. Şu anda uygulanmakta olan ve parçalanmış aileleri bir araya getiren bu uygulama başarı ile devam etmektedir.
Bu tür hasretlikleri ortadan kaldıran, insanı ön planda tutup, insani değerlere önem veren bu uygulama daha sonra “Ceylanpınar Modeli” olarak tüm sınır bölgelerinde başarıyla uygulanmaya konulmuştur.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Gönül dostu; Güzel bir şiirsel denemezizi beğendim. Gönlüne sağlık. Selamlar...
sınırsız sınıfsız nbir dünayaya. Selamımla
Bir Ceylanpınarlı olarak İlçemize yakışmayan insanlık dışı ,ilkel görüntünün ortadan kalkmasını sağlayan ve bu işin mimarı olan siz değerli devlet adamlarına ceylanpınar minnettardır.Ülkemizin sizin gibi çağdaş,yenilikçi,çalışkan devlet adamlarına ihtiyaç vardır
Saygılarımızla
Güzel bir anlatım.. Hümanist bir uygulama.. yazılımı, açılımı, iletişsel zenginliği yerinde, ancak; böylesi melo-dram bir öykünün Antoloji şiir bölümünde ' ŞİİR OLARAK' yayınlanmasının amacını anlayamadım.. Galiba ben çok geri zekalının biriyim..
Bu şiir ile ilgili 4 tane yorum bulunmakta