Gidişinle döndü dünyamın rengi,
Kayboldu içimin o eski ahengi.
Dilimde eriyen sözün mihengi
İçimi sızlatıp yakan da sensin.
Otobüs biletleri, yanlış duraklar,
İki kelimeyi bir araya ilikleyebilsem,
Neler yazacağım içimdeki o, susmayan yola.
Bazı dersler çok pahalıdır.
İnatçıysan hele, yoksulsan ve ısrarcıysan anlamamaya!
Geçmişini ceplerine taş gibi doldurup,
Yaşamını borç diye ödetirler sana.
Ben bir daha seni yazmam demiştim.
Biliyorum, kolay değil, sus.
Sarı saçlı oyuncak bebeğime sarılarak uyuyorum diye gülerler mi bana?
Ben tavana bakıyorum, tavan bana.
Bir şey konuştuğu da yok,
Eski yıllardan kalma televizyon gibi.
Kara kış gibi oturdu boğazıma yine o yumru.
Küçücük bir çocuğum ben hâla.
Büyüdüm diye kendini kandıran savunmasız, ürkek bir sabi.
Kaçmalardan ibaret, en çok kendinden...
Hüngür hüngür iç çekişleriyle, saf balmumundan yapılmış.
Merhametimden ele veririm yakayı en çok.
Kalpten çıkmayan inatçı bir leke,
Bende sadece şiir var, kalbimi kullanmam diyorsun,
Sesini duyduğumda çalar içimdeki alarm,duymuyorsun.
Gülüşün, O gülüşten içeceksin yudum yudum;Kanmak, doymak mümkün değil.
Sana koşuyorum, ama görmüyorsun.
Bilmem kimlerin yârisin,sana “yar” diyemem, dudaklarıma kor basar.
Ellerindeki kağıtlara bakıp mısraları alkışlıyorlar.
Hayatımı orta yere bırakıyorum, şaşkınlık içinde müzede eser izler gibi izliyorlar.
Ben satırların arasında can çekişerek ölüyorum.
Ömür öğütüyorum, onlar gelmiş ne güzel mısra.
Karşınızda durmuş, ruhumun en mahrem odalarını ardına kadar açmışım.
Her kelimemin bir yeri kırık, her noktam bir çığlık...
Ben bir daha seni yazmam demiştim
Biliyorum,
Kolay değil kendime ihanet ettim, sus.
Oyuncak bebeğime sarılarak uyuyorum
Gülerler mi bana?
Niye hep başka kelime gibi diğerlerini düşünüyorum?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!