BİR ERDEM ABİDESİ
Babam söyler dinlerdim, başlardı bende kuşku,
Altının tuncu kaldı, insanlarında puştu.
Yüzlerindeki maske, tükürüklerle uçtu,
Bir erdem abidesi, bir fazilet timsali,
O güzelim insanlar, bizi terk edip gitti.
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Babam erken ölüme, kabrinde seviniyor,
Gece düşüme gelip, aman ha oğul diyor.
Halkına zulmedeni, bin kere lanetliyor,
Bir erdem abidesi, bir fazilet timsali,
O güzelim insanlar, bizi terk edip gitti.
Ne yasadan korkan var, ne kullardan utanan,
Belki kıyamet yakın, çok fena azdı insan.
Yönetime geçenler, zanneden kral, sultan,
Bir erdem abidesi, bir fazilet timsali,
O güzelim insanlar, bizi terk edip gitti.
seevgili hocam kuldan utanmayanların iş başında olduğu bu devirde erdemliinsan bulmakta zor erdemlilwri silivride özgürlğk şarkıları söylüyorlar kutluyorum duyarlı yüreğinizn gereçklerihaykıran sesini
KUTLARIM YURSECER DOSTUM.yuvasız kuş
Vatan şehitlerimiz, kabirlerde inliyor,
Gaziyi aç koyana, yazıklar olsun diyor.
Öksüzler ağlayanda, içi, içini yiyor,
Bir erdem abidesi, bir fazilet timsali,
O güzelim insanlar, bizi terk edip gitti.
----Fahri bey çok harika bir duygu seli okudum ,muhteşem bir yürek sesi ,nefis bir şiir ,sizi ve şiirinizi kutluyorum saygılar sunuyorum .
Evren, insan hakimiyetinde kıvranıp duruyor ayaklar altında.İnsan,bir sömürü sembolü.Evreni sömürdüğü yetmiyormuş gibi,bir de birbirini sömürüyor.Hiç kuşku duymayan insanlar arasında.Kuşku duyanlar da zaten gitti.Kutlarım öğretmenim.Saygılar sizlere.
Her geçen gün vuruluyoruz.. Sözlerle kurşunlarla ölümlerle...
Ne eskisi gibi çocukluğumuz var ne eskisi kadar yağmurlarımız... O güzelim insanlar gitti geriye çamur dolu bir dünya bıraktı... Yeni hüzünler eklendi ömürlere...Kirli yüzler hain vicdansız yürekler..
Az kaldı karanlıklar boğuyor ömürleri...
Neredeyse uçan kuşları vuracak zalimler...
Erdem en yakışandı insanlığa... Yitirildi ne yazık ki..
Kutluyorum bu etkili şiirinizi.
Saygılarımla..
Eskileri hep özlemle, saygıyla anıyoruz. Gerçekten de babanızın da, Yaşar Kemal'in de dediği gibi 'Demirin tuncuna, insanın puştuna kaldık.'
Demir yerine 'Altın' dermiş rahmetlianz, bu daha da anlamlı aslında.
'O güzel insanlar beyaz atlarına binip gittiler' hep.
Biz elimizden geleni yaptık, yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz elbette, ama bizim kadar iyi 'Eğitim' ve 'Bilinç' ten geçememiş yeni nesil için bu daha da zor olacak maalesef.
Güzel ve anlamlı, öğüt dolu şiirinizi kutluyorum, saygılar. (+10)
Şimdi şöyle bir bakıyoruz da yakın-uzak çevremize., memleketimden insan manzaralarına .., sanki bir maskeli balodayız...
Yaşar Kemal'in dediği gibi;
'güzel insanlar, o güzel atlara bindiler gittiler.
demirin tuncuna, insanın puştuna kaldık'
Kaleminize sağlık sayın Fahri Bulut...
İnsanlık erdemine vakıf olanlar ancak onuru ve şerefi ile yaşar.Malesef günümüzde onur ve şeref adına bir yaklaşım görmek çok zor.Bu düşündüren dizelerinizden ötürü sizi canı yürekte kutluyorum Fahri Bey.Saygılarımla.. ++ant.
Bir erdem abidesi, bir fazilet timsali,
O güzelim insanlar, bizi terk edip gitti.
kutlarım sevgili şair çok güzeldi.YUVASIZ KUŞ
Bu şiir ile ilgili 13 tane yorum bulunmakta