Yerimde sayıyorum yılları.
Ne yırtık gölgelerden sızan esmer yıldızlar,
Ne parlak tenimde sönmüş kuyruklu yalanlar,
Ne de ayazında gölgelendiğim sahte rüzgarlar,
Yol göstermiyor.
Çember daraldıkça boğazımda,
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Kavuşmak şöyle dursun,
Bir hasretten fazla yaklaşamıyorsun.
Şimdi boş şehrin kalabalığında ben,
Kalabalık sen!
Kayboluyorum.
Bir bilsen!
karanlığın orta yerinde karmsarken bütün duygular
menekşe kokusundaki çiğ damlasının ışıltısına mülteci..
lakin ne menekşe bilir ne çiğ ne de koku ...
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta