Yenmiş tırnaklar ve öğrenmeye zorlanmış; uyuşmuş bir beyinden başkasına sahip olmamak üzere yaşıyoruz. Babamızın en son başımızı okşadığı anı hatırlıyor ve nefretle kendimize saplıyoruz ses tellerimizden gelen o yoksul, yoksun çığlığı. Bir daha asla o kadar sevilmeyecek olmamızın nefreti midir bu yoksa hiç sevilmemiş olmamızın mı bilmiyoruz. Sadece nefret ediyoruz var olmuş olan duygulardan. Pişmanlık duyulamayacak ancak memnun olamadığımız duygular. Bir tür hasret hissediyoruz sadece. Masaya oturuyoruz ve tekrar başımızın okşanmasını bekliyoruz. Gittikçe daralıyor zamanımız. Elleri saçımıza değmeyen herkesten nefret ediyoruz sevmeye mecbur olmadıkları için. Nefretimizi kendimizden çıkarıyoruz tırnaklarımızı avuç içlerimize bastırarak. Başımız okşanmayacak ve avuçlarımız yara olacak.
yumuşakbaşlı rüzgarların kanatlarında bir yer bul bana
suyun ışıltılı sesleri aksın bir yanımızdan,
bir yanımızı defneler sarsın...
demir kollarının yumuşaklığında uyanayım sabahları
zeytin ağacının gözlerinde büyürken bir çekirdek




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta