Bilmiyorum
Yolu uzun bir düşüncede, aranırken belamı kayboluyorum düşlerin kâbus adresli sokaklarında
Kıvrımlarına geldiğimde, kırıldığımı hissediyorum, bir ses ve kırıldım çıt.
Kuytularında dinlendiğim kucak, ağzı sulu ayrılık…
Göğsü, dingin, engin bir deniz fakat örselenmiş kafes gibi gevşek parmaklıklı, belli benden
Önceki mahkûm bayağı çekmiş…
Zavallı ben. Hiç kurtulamayacağımı düşünüyorum, gözüm bu hücrenin köşesindeki ipe takıldı
Kanamış bağlandığı bilekler, galiba benden önceki ölmüş de kurtulmuş…
Gülerek sorduğum bir soru? Ya ben…
Onun cevabı; Bilmiyorum…
İşte kırılma noktası, işte öfkesini ve hıncını kıran bir gerçek, gözleri dışında para eden hiçbir şeyi yok
Oysa ben bir tüccar karısıydım daha evvel, altını da bilirim gümüşü de, hele o ipek…
Tahrik eder beni. İlginç bir sürgün, toprak kadar kara bir ten ve benim hücresel sürgünlüğüm.
Galiba düşlere aşığım…
Bilmiyorum.
Kayıt Tarihi : 21.8.2010 19:59:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!