Bir gençlik yitirdim şehrin karanlık sokaklarında
Hastanenin soğuk koridorlarında,
Otogar banklarında, okul sıralarında...
Cihanı sığdırdım da içime, dünyaya sığamadım.
Deli taylar gibi koştum bozkırın tozlu yollarında;
Toz yuttum, kan yuttum,
Sözler vardı yutkunamadığım, onları da yuttum.
Barut soludum kokun varken.
Yüreğimi bıraktım uçurum kenarlarında,
Sarp kayalıklarda, derin kanyonlarda...
"İçimdeki acıdan daha büyüğü var mı?" derdim,
Bilmeden dahasını istedim;
Gördüm ki acıdan büyük gözyaşı varmış.
Bendim şehrin sokaklarında dolaşan o asi yüz,
Göğsümde idam yaftasıyla firari bir mahkum gibi...
Bendim incinip de incitemeyen
Ve yine bendim şehrin yetim ve yarım kalmışı.
Zaferler gördüm, yenilgiler tattım,
Saçlarımı bıraktım harp meydanlarında
Ve gördüm, zaferler sayılardan ibaretmiş.
Dövüşüp de yenişemediğim nefsimmiş meğer.
Kendi ellerimle gömdüm yıllarımı,
Dönüp de bakamadım arkasından benden bir parça taşıyanlara.
O sokakta yitirdim aklımı,
O taşlarda yaşlandım.
Suda yıkandım, yokuşta kurulandım
Ve en çok da sana susadım...
Tas tas içtim ağuları şerbet diyerek ellerinden,
Kim nereden bilsin?
Nereden bilsinler kokunu soluduğumu,
Kokun ki cennetten hediye...
Cennetim sendin, cehennem sensizlik ve sessizlik.
Ve bir kez daha duyduğumda sesini Konstantin surlarında,
Yüreğim yerinden çıkarcasına koştum,
Kalbim avuçlarımda atıyordu.
Yalnız ben değil, bir şehir, bir memleket sana hasretti,
Seni bekliyordu...
Ufukta görünen hayal sen değil miydin yoksa?
Sen değil miydin putlar şehrindeki gül kokusu?
Sen değil miydin ki bir gülüşüyle gençliğimi yolundan döndüren?
Sen değil miydin ateşin ta kendisi, kabul olmayan duam...
Bir ızdıraptın, bir muammaydın paslanmış yüreğime;
Göğüs kafesime sığmayan, göğsümü çatlatan o sızı sen değil miydin?
Gözlerinin önündeydim,
Çaresizlik akıyordu uzuvlarımdan.
İçim yanıyor, bense tir tir titriyordum karşında; görmedin.
Bir dağ yıkıldı karşında, tuzla buz oldu o masada; hissedemedin.
İçim içine koştu sarılmak için; bilemedin.
Şimdi şehir ıssız, sokaklar yabancı,
Mevsim sonbahar, eylülün hüznü var üzerimizde.
Günahından arınmak istercesine bir bir döküyor yapraklarını ağaçlar.
Rüzgar öfkeli, asi ve hoyrat;
Küsmüş bize hava, bozmuş rengini.
Gök gürlüyor içimde,
Gözyaşların ıslatıyor kirpiklerimi,
Gülüşün mahkum ediyor benliğimi,
Cinnetler yankılanıyor kulağımda...
Sen bütün feryatlara sağır,
Ben sana meftun, sana mecbur...
Bilemedin, bilemezsin.
Muhammed Uğur Çelik
Kayıt Tarihi : 19.09.2026 22:47:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



