İsmail dede;
Bastonu elinde
Bir asrın yükü var
Oturduğu iskemlede
Ak düşmüş kaşlar altında
Zembereğin anlamadığı bir dilde işliyor zaman
Öylece durmuş birbirini izliyor akreple yelkovan
Ben sabahlara inat zamanı durduruyorsam
Bu rüya bitmesin diyedir bilesin umutsuz sevdam
Suzulur yuregimden gozlerime dogru hasretin
Her gece iki damla yas duser yastigima
Sevdasi bile bir baska acidir su gurbetin
Sayili gundur kara sevdam,ne olursun aglama
Belki donerim demistim
Anlatamadım...
Yüreğimde koca bir yangın
Düştüm gözlerinin cehennemine ağlayamadım...
Aşk bu söz dinleyeceği yok yüreğimin
Ne desem boş beni anca bir ben anlarım
Bu sensiz ilk gecem.
Biliyorum hakkettim bütün olanları.
Ama alışmak zor yinede yalnızlığa
Ve gömmek bütün güzel anıları
Bilmediğim zifiri bir karanlığa
Yalnızlığın en yalın halleri
Sessizliğinde boy gösterirdi
Ve tekrar sesinde kaybolurdu
O uzun boylu yalnızlıklar
Sen yalnızlığıma ellerinin çığlığını uzatsan
Azeyi gelin almaya geldiler ta daglarin otesinden
Ayirmaya geldiler coban kavalindan kuzu sesinden
Aze daglarin kizi
Susma soyle ayirabilirlermi bizi
Bir hiç uğruna gençliğimi mahvettim
Senin bir hiç olduğunu yeni farkettim
.......................................................................................
Doğru olmadımı sözler
Gözler dilin aksini söyler
........................................................................................
Bir dağ ki dört mevsim kar kaplı sinesinde kardelenler açan...
Bir dağ ki nemrut gibi koynunda asırları saklayan...
Bir dağın kızısın sen....
Bıkmadın mı her seferinde susmaktan...
Gece sessiz...
Gece karanlık...
Kuytusuna saklanmışız
Korkuyoruz üstelik..
Yalnızlıktanmı karanlıktanmı bilinmez




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!