sen çocuk düşlerim kadar beyaz, ılık bir bardak süt gibiydin
beni büyüten ,içimi ısıtan
öyle beyaz öyle duru ,anne sesi gibi içten,tutkulu
ey sevgili
bilmiyorum hala
Neydi bizi saran beyaz bulut
bildigim sen yaprakları uçuşturan bir rüzgardın, özledigim
..
Beyaz bir güvercin uçuyor
Yeditepeyi yararak, ufka doğru
Altında on dört milyon insan
Hepsinin ayrı amacı, gidilecek yolu
Beyaz bir güvercin geziyor
İnsan seline kapılmış, sürükleniyor Eminönü, Kapalıçarşı’da
..
Seni Anlatmak İstesem
Seni sayılarla anlatmak istesem, dokuz derdim.
Kendi başına en yüksek sayıdır dokuz…
Seni renklerle anlatmak istesem, Beyaz derdim.
..
Her uyuyuşumda binerim bir beyaz ata,
Beyaz bilir yolunu, beni sana getirir,
Kapında durur ve ben inemem,
Ben çalamam kapını, sevildiğimi bilmeden,
Ben göremem seni, sen beni görmeden,
Duyamam sesini dahi, sen sesimi dinlemeden,
Dokunamam sana bilirsin, sen bana uzanmadan,
..
beyaz bir duvar çizgisiz ve noktasız
ve sadece sakız beyazlığı
temiz bir kireç kokusu herbir yanımda
özlem taşır senden bana
beyaz sevginin tarifsiz bulamacı
hasretle yazdım mektuba seni beyazdan
..
Bembeyeaz zemin üzerinde bir tek ben,
Yanım beyaz, önüm beyaz, arkam beyaz,
Gökyüzü dahi beyazla kaplanmış,
Sessizlik almış başını yürüyor..
Ben de yürüyorum sessiz, sessiz
Arkamda izler bırakarak, beyaz izler
Bir yandan da izler kapanıyor rüzgarla
..
Siyah beyazıyla tonlanmış
Karanlıklar içinde yerini almış
Tüm renkleri tonuna katmış
Dalgalar sahile indiğinde
Köpükleri beyaz,beyaz
Siyah beyaz bir resimde
Mazinin verdiği hüzünle
..
Kimbilir,kimler bilebilir ki! gönlümün içini,
Şu mahsun mu, mahsun kalbimin! son beyaz güvercini,
Geçte olsa, yakalamışken! sevmenin bilincini,
Bakma öyle,kalbinde hisset! aşkımın sevincini!
Şu mahsun mu, mahsun kalbimin! son beyaz güvercini,
..
BEYAZ ÖLÜM! ..
AKLINI BAŞINA TOPLA OCAK;
ZEMHERİNİN AYAZINI GETİRME
BEYAZ ÖLÜM! Şehidimin kanı sıcak,
İNSANLIĞI, MERHAMETİ BİTİRME! ..
..
Şairler de ressamdan sayılır!
Beyaz tuval yerine, beyaz kağıt
Fırça yerine, kalem tutar elleri
Dışımıza taşanlara bakarak,
İçimizin resmini çizmektir işleri.
..
Mistik semt, üsküdar ile bakışımlı, varlık nedeni ana rahmine düştüğü gece, can veriyorlar, kim büyümek ister oynamak varken pek oynayacak yer de yok ya, sonra cennetine gidecek, cennetime gideceğim sonra ama gözümü açtığımda, köşebaşı manavı, cirozlar asılı, bir demet maydanoz, anne unutmuş, usul usul kaldırımdan gidip alacak, her şey kocaman, şimdi ise küçücükmüş meğerse diyorum ya da limon, salata hep olmalı babanın en sevdiği, benim de, hemen arkası bostan, istanbul’un bostanları, büyümek kolay mı, kasap bakkal manav, küçük kardeş gelmiş, bir sabah ayak ucunda, kıskanıyorum galiba, başka türlü olamazdı, daha tek hanelerdeyim, dokuz bile olmamışım, sonra ne çok bakacağım ona, sanki oğluma alışıyorum.
Hep ölümlere geliyor, bu kez büyük amca, tabutun ardında, kızıyor kendine; yetişemiyorum amcamın son nefesine, pişmanlık, çok severdi beni, tevazu, babamla birlikte ikisi ne çok şey öğretmiş.
En son ne zaman geliyor, eski istanbul, doğduğum semt, zaman dört nala giden beyaz at, beyaz ölüm olmalı belki beyazlar içindeki bir kadın, aile mezarlığı, en son kim için gelinecek, bencil soru, en son gelinen kendisiyse bilemeyecek; hiç bilemeyeceğim!
Bir tabutu taşımak için dört adem olmalı.
..
Elindeki beyaz gülle
Dayandığın bir kapıyı
Zorlayarak açmaya çalışıyorsan,
Eline dikkat et;
Senin beyaz gülün
Silaha dönüşmüştür artık.
..
Siyah beyaz bir resim, firardadır gençliğim,
Gözlerde sitem ve yaş, hüzünler siyah beyaz…
Baktığım aynalarda, dile gelir hiçliğim,
Bu benmiydim? Soruma, cevaplar siyah beyaz.
..
Hacımirzeli köyü, uzak samanyolu’ndan
Bulutsuzken gökyüzü, görürüm hiç olmasa…
..
SARIKAMIŞ BEN SENİ
HİÇ SEVMİYORDUM Kİ SEN DE
Sarıkamış, ben seni hiç sevmiyordum ki sen de!
Şimdi bunu söylerken, kar olup yağıyor, ayaz olup vuruyorum kendi gönlüme.
Sarıkamış ben hep senle, savaştaydım sende,
Gün olacak ben çekip gidecektim senden.
Haykırırdım ayaz adına, elerim üşür, ayaklarım ıslanırdı sokaklarında,
..
şapkasını eline aldı' beyaz adam
başladı yürümeye
aydınlık
karanlığın bitiminde başlayan
beyaz leke
öfke duyuyordu öfkeye
anladı ki susturamayacak içindekileri
..
Ne sahip olduğun, sevgiler hayat
Seviyorsan renkli, geçer o zaman
Nede umduklarım, ruhunda bayat
Siyah beyaz olmuş, vermez aşk aman
Yaşamak güzeldir, herşey doğrusu
Gücün yerindeyse, hasret çağrısı
..
Benim Beyaz bir Şemsiyem vardı yağmur yağarken ıslanmamak için almıştım
Ama hiç kullanmadım çünkü yağmurda yürümeyi seviyordum
Sonra yağmurdan korkar oldum, çünkü ben yağmuru değil seninle yürümeyi seviyormuşum
Bunu da sen gidince yağmurda beyaz şemsiyemi açmaya çalıştığımı fark edince anladım
..
Sahibini arayan dizeler dökülüyordu
bir beyaz kağıda.
Ve yoksunluk damarlarında dolaşan
bir beyaz güvercin...
..
sen çocuk düşlerim kadar beyaz, ılık bir bardak süt gibiydin
beni büyüten ,içimi ısıtan
öyle beyaz öyle duru ,anne sesi gibi içten,tutkulu
ey sevgili
bilmiyorum hala
Neydi bizi saran beyaz bulut
bildigim sen yaprakları uçuşturan bir rüzgardın, özledigim
..
Esmer ela gözlü 1.80 boyu zayıf bir gencim Daha yeni üniversiteden mezun oldum güzel sanatlar mezunuydum henüz iş bulamamıştım arama çabasındaydım okulumuzda bir duvara karikatür resmi çizilecekti ve bu işi bölüm şefi olan emre bey bu işi benim yapmamı istedi aslında görevim bu değildi ama onu kırmak istemiyordum ve işi kabul ettim işi kabul etmemin sebebi birazda gönül işimdi okul bitmişti benim ama onu biraz daha görebilmem için bundan daha iyi bir fırsat olamazdı sabah olmasını zor beklemiştim olsa da görsem diye kapıdan içeri girdiğinden itibaren gözlerimi ondan alamamıştım onun üstünde kısa siyah bir etek beyaz bir buluz siyah çanta ve ayakkabısıyla öyle güzel görünüyordu ki anlatılmaz bir güzellikteydi hele o beyaz tenine yakışan dağınık saç modeli çok hoşuma gitmişti o bu kadar güzel iken benim üstümde turuncu boyacı tulumu yüz göz boya içinde tıpkı zengin kız fakır oğlan olmuştuk iş hiç bitsin istemiyordum bu yüzden yavaş yapıyorum ama patron yarına kadar bitmesini söylemişti o gece sabaha kadar uyumamıştım aklımda daha adını bile bilmedim bir kız elimde fırça bir şeyler çizmeye çalışıyordum işte iş sabaha yakın bitmişti uyuyakalmıştım etrafımda ki seslerden uyanmıştım herkes yaptığım resme bakıp konuşuyorlardı bende çizdiğim resme baktığım da inanamadım gözlerime öylesine içime işlemiş ki yarı uykulu halimle bile ikimizin resmini çizmiştim herkes yorum yaparken ben etrafıma bakıyordum arkamı döndüğüm de tam arkamdaydı göz göze gelmiştik bundan başka fırsat olamazdı ona ikimizin resminin ona hayatımın sonunda kadar bana nefes olur musun dedim o an sanki konuşamadı
Diller konuşmasa da gözleri anlatıyordu her şeyi sadece o an evet diyebildi işte tanışmamız böyle oldu o günden sonrada resme daha başka bir aşk ile baktım şimdi yaş 60 yolun yarısı neredeyse ama o anı daha dün gibi hatırlıyorum eğer o gün sussaydım bugün bunları yazıyor olmazdım her anın kıymetini bilmemiz lazım hiçbir fırsatı görmezden gelmemeliyiz hayat bize ikinci sansı vermeyebilir … :) :) :)
..



