Sana bakmadığımı sandığın zamanlarda bile
gözlerim, sana bakardı…
Öyle güzeldin ki;
ayın on dördü, göğün yüzünde
senin eksik bir taklidin gibi kalırdı.
Bakışların…
Bir astronomun ömrünü adayacağı
çözümsüz bir gök haritası;
her yıldızında yeni bir soru,
her susuşunda başka bir evren saklıydı.
Gülüşünü gördüğümde
yörüngesini unutmuş bir meteor gibi
düşerdim kendi göğümden;
ne yere ait olurdum artık
ne de beni kendine çeken o boşluğa…
Sendeki simya,
bendeki kimyayı bozar;
aklımın bütün sabitlerini yerinden söker,
en kesin denklemlerimi
bir tek bilinmeyene indirgerdi.
Sonra sesin dokunurdu dünyaya…
Sözlerin,
kimsenin bilmediği bir alfabeyle
işlenirdi kalbimin en sessiz yerine.
Sen, alfabenin otuzuncu harfiydin;
yoktun hiçbir sözlükte,
ama eksiktin bütün cümlelerimde.
Her cümlen bir iz bırakır,
her susuşun o izin üstüne
başka bir kader örerdi.
Baharın bile kendinden emin olmadığı
bir dünyada, rüzgâr senden geçtikten sonra eser;
çiçekler, rengini senden habersiz ödünç alırdı.
Belki de bu yüzden
zamansız mevsimlerde açan
beyaz bir güldün sen:
ne kışa boyun eğen
ne bahara borçlanan…
Ve belki bundandır;
her ay ışığına baktığımda
(G)özlerim seni…
Varlığın;
anlamsızlığın bile
kendine bir anlam bulma sebebiydi.
Kayıt Tarihi : 28.10.2026 23:01:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!