Kayıp Günlerin Dili Şiiri - Ferat Atalay

Ferat Atalay
28

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Kayıp Günlerin Dili

Fotoğrafçı Güneydoğu ’dan İstanbul’la göç yâda yolculuk yapan insanların fotoğraflarını çekmek için ,Tren garının çıkış kapısına bakan kaldırıma dayalı demir korkuluğa yaslanarak neredeyse zamanının bir bölümünü burada geçirmektedir.
Hoparlördeki imtiyazlı anonslar yolcuları doğru peronlara yönlendirmekte saat 12:45 Tren gara giriş yaptı
Fotoğrafçı cebinden kırmızı renkteki sarı buğday desenli tütün kesesini çıkardı kesenin içinde bulunan gül köklü piposunu aldı ve sol eliyle parmaklarının ucuyla tütünü alıp pipoyu doldurmaya başladı dolum işlemi bitince piposunu ağzına götürdü
Ağzındaki ön dişleri olmamayışından dolayı piposunu dudaklarının kenarına tutuşturdu sağ elini sağ cebine koydu çakmağını aradı sonra sol cebini aradı çakmağı bulamayınca tütün kesesine baktı orada bulamadı sonra eğilerek yerden fotoğraf makinesinin çantasını aldı çantanın fermuarlarını bir bir açtı sonra çantanın ceplerini ters yüz etti kendi kendine yok yok diye söylendi hemen bu söylemin ardından hay aksi şeytan çakmağı kaybetmiş olmalıyım ,belkide evde unutmuşum dedi o çakmak dede yadigarıydı daha doğrusu kendi eleriyle bana hediye etmişti
Ne eylersin sahip olduğumuz her ne varsa zamanı geldiğinde bir gün kayboluyor nitekim eşyanın değeride insanın yaşadığı ömrü kadardır ve akıbeti aynı sonuçla son bulur
Evet öyledir fakat şey şey kendi kendine ikinci bir lafa girecekti bir anda kafası doldu Ağzından pipoyu büyük bir kızgınlıkla çıkardı kesenin içine geri koydu kesenin ipini boğusundan tutarak kesenin ağzını sıktı ve iki tur atırdı kesenin ağzını bağlayarak fotoğraf makinesinin çantasına koydu
Tekrar doğruldu etrafa bir göz gezdirdi etraf gayet sakin sıradan bir haziran günün yarısı tamamlanmak üzerdeydi
Tren garın çıkış kapısı kocaman bir meydana açılıyordu
Bu kapıda hamallar müşterilerini devamlı beklemekteler yağlı bir müşteri kapmak için binbir hünerlerini sergilerler
Nedense oluyor hayatta böyle maskaralıklar evet gerçekten oluyor baksana meydandaki güvercinlerde yem kapmak için takla atıp sonra banklarda oturanlara yanaşıp yem kapmaya çalışıyorlar ki bu hünerlerini oradaki hamamlardan almış olamalılar diye düşündü
Hamalların yaptıkları şaklabanlık değil tamamen ekmek parası , çünkü başka bir işte bilmezler sırtlarına yük almak eğer değim yerindeyse zaman zaman kendilerini kamçılarlar çok iş çok para evde sürüce çocuklar babaların yolunu gözetlerler
Hamalık gururlu bir meslek nitekim öyledir öylesine fakat bir çok insan için hamalık eşek mertebesinde sayılıyor
Hiç hoş görülecek bir iş değil insan oğlu insan ise sırtına yük hayvanıymış gibi yük altına kendini koymamalı öyle değil mi ? Evet doğru diyorsun
Benim bu sağduyumda olmasaydı hiç konuşacak kimsem olmazdı ya dedi kendi kendine
Gar çıkışında genç talebeler üniformalı askerler ve yevmiyelik işçiler kiminin ellerinde torbalar kiminin plastik poşetler ve valizler bavullarıyla göründüler kimiside sevgilileriye kol kula çıkıyorlar
Karnı burnunda gebe olan Bir kadın göründü yanında kimsesi yok belliki yalnız sırtında taşıdığı birde ufak bebeği var tahmin etmek istersem o çocuk iki yaşında belkide daha küçük
Zaten bu dünyanın bütün yükü kadınların sırtında değil mi
Perişan ve çaresiz bir halde görünen bu kadın beliki umut peşindenden sürünerek buralara kadar gelmiş.

Seneler seneleri değiştiriyor şehrin yapısı eski binaların yerine yeni modern binalar inşaa ediliyor artık atlı arabalar azalmaya başladı motorlu araçların oranı çoğaldı
insanlar yenileniyor üst başlarıyla beraber hal ve hareketleri konuşmaları yürüyüşleri tam manasıyla kendi uyumundan daha farklı bir hal almış durumdalar
Fotoğrafçı için bu olağan bir durumu hayır
fakat kabul etmek gerekir ki zaman çok şeyleri değiştirdiğini farkındalığını anlamıyordu
Sol ellini sakallarına götürdü parmaklarını tarak gibi kullanarak sakallarını taradı istediği insan manzarasını bulamadı diye derin düşüncelere daldı
Nerede o eski günler ahh ulan hayat bir memleketi değiştirdin insanlarınıda bi o kadar
Ya ben
yüzüm bir hayvanın işkembesi gibi büzülten
Saçlarım sakalarım tahıl öğütücüsünden daha öte bir hale girmişim
bu hayatın değeri nedir bilen varmı
kendi kendini feda etme çabasının içersinde olur mu hiç insan
insanın hayata yaşamaya dair asıl sebebi olmalı yoksa bu içinde bulunduğumuz belirsiz yaşamın nedeni nedir bir iç çekti
Allahım Allahım dedi
İçinden bir dua okumak geçti
Gök yüzüne baktı gözleri Allah’ı aradı gök yüzü masmavi ve berraktı gözleri bir ize çarptı gözlerini iyice bu ize çattı bir uçağın egzozunun arkasına bıraktığı upuzun beyaz bir karartı gördü gök yüzündeki ize tam doğruldu iz adeta başının üstünden göğe yükseliyor gibi görünüyordu gözlerini kapadı o karartıyı bir ışık olarak hayal etti ve gömleğinin üst döğmelerini üçünü açtı bağrını göğe doğru kaldırdı ve ağzını açabildiği kadar açtı sonra ellerini huni gibi yaptı ve ağzına götürdü o pozisyonda biraz bekledi dua etmek için hazırlandı o anda trenin kornası duyuldu birden irkildi çevredeki kalabalığın sesi kesildi o an bir uğultulu sesler duyuluyordu Artık hiç bir ses duymaz oldu Güneş Işınlarının yerine farklı cisimler görüyordu gözlerine gözlerini dahada sıkıca kapadı Allah ille arasındaki o maneviyatı yakalamış gibiydi içinden dua okumaya başladı

Ey yerleri ve gökleri var eden
Dağları taşları un eden
Karanlıkları gündüze çeviren
Böceklere kanat veren
Havada karada ve suda bütün canlılara Can veren yüce göç
Bendeki çürümüşlüğü al vücudumun dehlizlerini arındır ayak tırnaklarımdan saçlarımın teline kadar kundaktaki bebe gibi baştan yarat
Öyle yarat ki hiç bir kötülüğün hiç bir hastalığın etrafımda yeri olmasın
Ona doğru bir eskici yaklaşmakta eskileri alırım eskileri alırım
Fotoğrafçı gözlerini açtı eskici adeta kulağının dibinde bağrışıyor fotoğrafçı gözlerini eskiciye çevirdi
Eskicinin tablasında yok yok gözlük, takma dişler, Gaz lambaları ,Hırkalar, Paltolar vs.
Bu eşyaların sahipleri ölmeden önce paha biçilmez parçalardı fakat şimdi eskici tablasında ve değerleri eskicinin aldığı değerdedir.
Eskiciye iğrençlikle baktı adam utanmazsa beni eskimiş niyetine tablasına atar götürür o an İçinden eskiciyi boğazlamak geçti fakat zor belayla kendini tuttu
Eskici tekrar bağrıştı eskileri alırım eskileri alırım diye yoluna devam etti
fotoğrafçı sonra gökyüzüne tekrar baktı Eyy allahım bu mu bana revan sonra başını
gar girişine çevirdi ,tren garından bir çift yaşlı çıkarken görünürler
Onların fotoğraflarını çekmek için bir kaç denemede bulunur ,fakat gar çıkış kapısı kalabalık sebebiyle net fotoğraf sonucuna ulaşmamaktadır
Bu çift zorlan evlerinden çıkartarak göçe zorlatmışlardı
Bütün hayatları boyunca.topu topu alabildikleri ve gerekli gördükleri ne varsa bir çuval un’un içine koyup evlerinden öylesine silah zoruyla ve ölüm tehditleriyle çıktılar
Paralelinde köyde yaşayan insanların tamamı bu işlemden geçirtiler
Askerler önce köyü yağmaladılar ve sonra her bir evi özenle ateşe verdiler
Köydeki dumanların yükselişi gök yüzünü delip Allah katına kadar varmıştı
Sonra Allah bu dumanlardan rahatsız olup kül olarak geri yağdırmıştı
Fotoğrafçı onları durdurur ve sorar bir resminizi çeke bilir miyim
Kadın Bizim resmimizi mi
Fotoğrafçı Evet
Kadın kim bakacak ki resmimize
Fotoğrafçı Evinizde duvara asarsınız
Kadın Evimizin duvarı demek keşke bir duvarı kalsaydı
Bizim ne evimiz kaldı ne de duvarı şimdi kaldığımız yerinde bir duvarı yok çünkü çadırda yaşıyoruz
Fotoğrafçı büyük bir şaşkınlıkla çadır mı
Yaşlı kadın bir yanıt vermeden
Fotoğrafçı olsun saklarsınız
sonra çocuklarınıza hatıra olur
Kadın göz yaşları döker Bizim hiç kimsemiz yok ki der
Ayrıca böyle bir yerde çevrenize bir bakar mısınız çekmek istediğiniz resim gerçekliğimizi anlatamaz
Bizler böyle yerlere yabancıyız şehir nedir bilmeyiz
Hayatımızda ilk kez Deniz gördük ilk kez trene bindik ilk kez böyle kalabalığa karıştık
Burada gördüğünüz her şeye yabancıyız biz
Kadının kocası şapkasının önünü tutarak yukarıya biraz kaldırır ve lafa girer
Ben Kars’ta askerdeyken trene binmiştim ayrıca bu tren gibi değildi çok ses çıkartıyordu
Ve

Sizler bu ülkenin tabiatısınız ekmeğisiniz suyusunuz
Eğer siz yok olursanız bu resimde yok olur
Şehirlerimiz topraklarımızı insanlarımızın tamamı

Ferat Atalay
Kayıt Tarihi : 30.11.2025 14:55:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!