Sana ne bir buse bıraktım, ne de süslü bir yalan
Sadece avuçlarımda birikmiş o eski, yorgun kederi.
Zaten bu dünyada insandan insana geçen nedir ki?
Bir parça kâğıt, birkaç kırık kelime ve dinmeyen bir sızı.
İşte o sızı hatırına, beni unutma.
Biliyorsun; biz seninle aynı rüzgârın savurduğu iki yapraktık
Ayrı dallardan düşmüş, aynı çamurda kirlenmiştik.
Şimdi yollarımız ayrıldı, aramıza koca şehirler girdi
Makyajlı yüzler, sahte gülüşler ve bitmeyen o yabancılık...
Tüm bu kalabalık içinde, bir kez olsun dur ve beni unutma.
İçinde bir gün sebepsiz bir sıkıntı duyarsan eğer
Hani o insanın genzini yakan, dumanlı akşamüstleri gibi...
İşte o vakit bil ki; ben bir yerlerde seni düşünmekteyim.
Belki bir hapishane avlusunda, belki bir tren rayında
Gözlerimi kapatıp senin hayalinle avunmaktayım.
Hani bir sabah uyanırsın da, oda soğuktur ya...
İçinde bir yer eksiktir, adını koyamazsın hani.
İşte o adını koyamadığın boşluk benim, o soğukluk benim.
Senin o tertemiz dünyanda, kirli bir leke gibi kalsam da
Yine de o lekenin hatırına, beni unutma.
Gideceğin yollar açık olsun, bahtın parlasın isterim
Ama bir gün yorulursan bu sahte aydınlıklardan
Gözlerini yum ve o karanlık, o sessiz köşemizi hatırla.
Çünkü dünya unutanlarla dolu olsa da,
İnsan, sadece bir kalp bulduğunda gerçekten yaşamıştır.
Kayıt Tarihi : 2.3.2026 20:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!