bir sevda gönder bana ey! Gece
Akdeniz kadar mavi gökyüzü kadar derin
estirsin ipek yelelerinin sarı yaldızlarını
ahrazlarımın çılgın yellerine seher yıldızı
gökkuşağından bir renk çalsın rüyalarıma
tek tük tüy bitmiş
hercai ürperen sonatlarında
yüreğimin üşüyen sancılarını çığırtsın
ırmaklarıma düşen kanatlarından kalksın serçeler
bergamot yağmurlarından boşalsın rüzgar
yapraklarından soyunan güllerimin
koyuncuğuna çiselesin şafak
bir sevda
geçişlerinden göğsün kırmızıya allansın işmarı gelinciklerin
gönül dergahımda çırpınan cızıltılarından
güvercin bir sevda bıraksın siyahi düşes
sedef bağlayan kıyılardan
seni koparan çığlıklarına sinsin albatrosların
coşsun gönlüm Manavgat’ça
kirpikleri bansın çalımlarının
çağlayanlarımın fışkıran süzeklerine
sürüklensin midye kabuğundan gelen
zührenin ham tohumcuğu
kubbelerimin süt banyosunda silkelensin çiylerinden ay
beyazlarından sıyrılsın endamın
saks kuyruğuna süzülsün
eğilsin inci çalısı çeşmilerinden
delfinyumlarımın gözyaşlarına sağılsın
hayallensin bakışlarımın istiridyesine dolan düş baloncukları
gelin hamamının keten peştamal dokuyan ellerinde
esneyen uykulara tozaklasınlar
uyanmadan
parelenen dokunuşların kahve köpüğü çimdiklerinde sevgili
bir sevda gönder ey !Gece
böğürtlenlerin mürdüm rimelinden aksın hasretler
bergamot içsin
çilek aromasına damlayan sarhoş kadehler
portakallar soyunsun tunca
narlar çatırdasın ne çıkar
yakamoz çoktan sinmiş
pudralanan yanaklarına masalların sayıklarken
meramından kum zambaklarının nazendelerine sığınsınlar
çakıl taşları yumuşasın meşkinden
eriyip mercanların uçlarına lavanta kınası yaksınlar
çıplak ruhun ak ücralarında
ağustosa tutuşsun aşk tanrıçası
ayaza güneşin oğlu
safir ayaklardan geçsin öpüşlere dalgalar
kopsun kuytularından güneylerimin siyah incisi
kuğular susan boynun kamaşan gerdanına dizilsin
bir sevda gönder!
göğsünün gümüş saplı aynasında taransın saçları
loş düşüşlerin
güneşin elmas bileyen omurgasında emilsin ten
dağılan köpüklü duvağından zümrüt vaveylalara üflesin
yandıkça birleşen dudakların tavında
tan doğumu
göğün defne sızan gözlerinde
yeşile sürülsün dipleri kıyılarımın
bir sevda !
alaca çanlar çınlasın saçaklarında begonvillerin
suların kızıla sarılan dansından aksın baharlar
dökülen yakasından hicazkarların sığlarıma taşsınlar
kiraz ısırtan doyumsuzluğundan
kelebeğin kozasına yırtılsınlar
‘’dinsin güneşin oğlu dinsin venüse, pırıltısında yıkansınlar!’’
bir nahoşluk üşüşsün kumsala
sarksın dekoltesi çoban kızın
salgılarında zambaklara yüzsünler
titresin gölgede cıvıltılar prensine kaçsın
toplayıp yemişlerini gizlerine prenses
sussun nisan parçalansın plasentasında mayıslar
sabahın uslarından koyaklarıma ışısın aşk
‘’kaybolsun sevişlerde gün!’’
''vesselam sayı 15''
Filiz Kalkışım ÇolakKayıt Tarihi : 27.10.2017 00:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Harika betimlemeler eşiğinde dolaştık bu güzel mekanları , bir de öyle güçlü bir sevgi vardı ki , bu mekanlara yaraşan...Gün doğumunda yok olmaya bile razı...Nedense çocukluğumda dinlediğim bir masal aklıma geldi...Ekledim ben de' yok olmayın siz' diyerek...
Kaleminiz hep yazsın. Kutladım içtenlikle... Sevgiyle kalın.
Kutluyorum duygu seli yürek sesinizi..
Daim olsun dileklerimle..
Saygı ile..
''Beni Sevdaya Bırak''
Şiir daha metnine adım atmadın başlığı ile vurucu olmuş. Şimdi bu kadar davetkâr başlığı görüp de hangi gönüş şiir sayfasını açmadan gidebilir ki? Mümkün mü bu davete uymamak?
''bir sevda gönder bana ey! Gece
Akdeniz kadar mavi gökyüzü kadar özgür
salsın sarı ipeksi saçlarını
ahrazlarımın çılgın yellerine
Sabah Yıldızı''
Şiir girizgâhı adeta çığlık gibibir davet, bir rica, bir istemle başlar, suskunluğun çılgın yelleri sarı saçaların dağıtılış imgesiyle okuyucusunu Akdeniz'in engin sularının ufkunda yıldızlara taşır...
''yüreğime düşen kanatlarından kalksın serçeler
bergamot yağmurları çiselesin
beyaz güllerimin şafağa açan koyuncuklarına çisem çisem''
Geçiş bendi ile güllerin şafağı imgesi ile okuyucuyu daha vurucu bent için hazırlar...
''
göğsümün sızısında kanayıp
kırmızıya açarken goncalarını gündönümün aheste kızı
gönül dergahımda çırpınan sevinçlerinden
serçe bir sevda bıraksın
sedef bağlayan kıyılarımdan
düş koparırken çığlık çığlığa albatroslar''
Küçük kuş serçe ile uçabilen en büyük kuş olan albatros tezatlığında Umut ile Umutsuzluk gökyüzünün enginliklerinde kıyaslanır. İşin yorum kısmına girilmez okuyucuya bırakılır.
''coşarken gönlüm Manavgat’ça
kirpiklerini basın çağlayanlarımın fışkırdığı süzeklerime''
Gelen hüzün çağlayının habercisi olan vasıta bendidir.
''sürüklensin midye kabuğundan gelen
Zühre’nin ham tomurcuğu
sabahın süt banyosuna salsın saçlarını
eğilmiş inci çalısı sağarken sinelerinden
aşkın gözyaşlarını sicim sicim''
İşte tufanın başlangıcı, Artık gönülde kopan kıyamet ve tufan başlangıdır.
Şiirin gelişme bölümleri okuyucusunu derin hüzün girdaplarına gönderirken hep beraberinde gizli bir umut ışığıyla çekilen her türlü acı ve ızdıraba rağmen finale kadar ulaştırmayı başarır.
Son çığlık ise şiirin bütün ağır yükünü narin mısralarına rağmen taşıyacak güçtedir ancak tek şartı vardır: Güneşe alışmış, gözlerin zifir karanlığa tahamülü kalmadığından son bir rica son bir istek son bir feryat koparır. Madem ki Güneş elde tutulamıyor, onun oığından nasiplenen bir uydu olma arzusunun vurgulu betimlemesi:
''sende ey !Yüreğim
sende beni
Güneş doğduğunda Venüs’ün gittiği yere bırak!''
Son çığlıkla şiir okuyucusuna veda eder....
Beğenerek ve duygulu kaleminize saygı duyarak okuduğum bu güzel şiirinizi tam puanım ve beğeni ile favorilerim arasına ekliyorum.
Kardeşimin şiir ve gönül sayfasına, tebrik ve başarı dileklerimi bırakıyorum.
Her şeyin sizin ve sevdiklerinizin gönlüne göre olması dileklerimle sevgi ve saygılarımı sunuyorum efendim, lütfen kabul buyurunuz...
Dr. İrfan Yılmaz. Turgutreis - Bodrum.
Anlam doluydu ve anlatımı mükemmeldi.
Değerli kalemi yürekten Tebrik ederim.
TÜM YORUMLAR (10)