O kırık dökük hallerim yok mu benim? isteksiz, gönülsüz yaptıklarım. Hani içimden gelmiyor ama hatır gönül var dedikleri, dirinin yoksa da ölünün hatırı var duygusal ya da psikolojik baskısı, bırakamadık şu zoraki gönül işlerini. Hak etmedikleri ilgiyi göstererek tepemize çıkarıp ruhumuzu, gönlümüzü nasıl rahatsız ediyoruz. Adını ne koyarsanız koyun ruhumuza, kırgın gönlümüze işkence ediyoruz. Yazık hadi ölü inandı hatırını saymamıza peki Allah o inanır mı gerçek olmayan gönül işlerine, razı gelir mi kandırmacaya? Bazen atalar sözlerini bencillikleri üzerine söylemiş, işlerine geldiği gibi kazımışlar hafızalara. Biz o sözleri kullanırken, hiç üzerinde kafa yormadan kullanıyoruz hatta hangi atadan çıkmış onu bile bilmiyoruz öyle bir ata var mı ondan bile haberimiz yok. Valla öbür tarafta biz öyle bir şey demedik nerden uydurdunuz diye kovalayabilirler bizi o atalar ( kesin kovalayacaklar kesin!!)
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta