Saçlarımı uzattım, gidecek yerim yoktu.
Kapı eşiğinde bir kahve fincanını parçalayıp bileklerimde gezdirdim sivrilttiğim kısmını.
İki büklüm oturuyordum, buna rağmen dimdik duruyordu omuzlarım.
Saçlarımı uzatmışım ya, sanki şu kapıdan içeriye girecekmişsin ya…
Şimdi ben cephede değilim ama kuma da gömmedim kafamı.
Sanki şimdi gelecekmişsin gibi avutuyorum kendimi.
Sanki o kedi hiç ölmemiş, bağrım hiç delinmemiş.
İsimsiz, sorgusuz bir aşkın solgun mısraları
Tümcelerimde boğulan
Surların ihtilal geceleri
Göz kırpıyor Mezopotamya'nın ıslak güneşine
Sırtımda yüzyıldan kalma yanıklara
Devamını Oku
Tümcelerimde boğulan
Surların ihtilal geceleri
Göz kırpıyor Mezopotamya'nın ıslak güneşine
Sırtımda yüzyıldan kalma yanıklara




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta