Bekleme,
Öylesine toz-duman altındayım,
Enkazlar götürmüş yüreğimi,
Sevinci az karılmış bir beton hüznü tutmuş gözlerimi
Bekleme,
Az hasarlı, içine girilebilir bir yalanın altındayım,
Kartondan yapma düşlerim yıkılıyor, sokak aralarına
Saçım-başım ölüm içinde,
Bekleme,
Kimse Yokmu’nun, az duyulduğu bir sessizliğin altındayım…
Bekleme,
Artık muhabbete hâsıl olmaz dilim,
Payımdan, kendine al tüm sevinmelerimi,
Gözlerim, seni hatırlamanın son karesinde.
Öylesine ölümler içindeyim,
Kan, sözden önce düşer gözlerimden,
Dilim lal, aklım hala baharda,
Bekleme,
Okşa yıkıntıları, bir taş al başımı yaran,
Ve dön git, bekleme
Dikiş tutmaz artık bu yara,
Bir çift gözün çocuk ölümüdür içimi böyle saran…
Tam da şimdi, işte tam sırası demenin, tam sırası
Artık uzak tut ellerini yüreğimden,
Sevda deme, dilinden düşür aşka dair sözcükleri
Sev beni, okşa yıkıntılarımı,
Dışarıda kar, dışarıda korku,
Bekleme beni,
Dön git yoluna, geceye köprüle gözlerini,
Bekleme,
Aklım enkaz altında, yitirdim ben gözlerimi…
Bekleme,
Ağırdır beklemek bu coğrafyada,
Keskin soğuk tutar yüreğini, üşüme.
Bekleme,
Acıma ölümüme,
İyisi mi bir kahvaltı hazırla,
Anaların yaşam dolusu ellerinden karılmış
Otlu peynir koy sofrasına Azraillin,
Bekleme,
Öylesine kirlenmiş bir yaşamın altındayım,
Enkazlar götürmüş yüreğimi,
Okşa yıkıntılarımı, bir baş al yarılmış taşların altından,
Ve çek git, bekleme,
Bir yaşam ölmekte Van’da, gözlerinin zemin katında…
Ercan YAVUZER
VAN/MURADİYE
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta