Bay Melun Şiirleri - Şair Bay Melun

0

TAKİPÇİ

Bay Melun

Bir hayal düşledim. O ihanet yoktu. Baştan aşağı bambaşka bir dünyaydı. O kadar pürüzsüzdü ki, çok zorladı düşlemesi. Bir kız çocuğu, bir Pera, bir ev güneş giren, bir de hayaleti... Hayaleti diyorum çünkü hayallerimde bile öldürdüm onu. En güzel yarınlarda yüzü yok artık.



Bir ülke var mesela, yemyeşil bazen, bazen masmavi. Mavi derinlerde bir hareketlilik görünüyor, ama ışığı göremiyorum. Hareketlilik dalgaları, gönlüm de bir hayali çiziyor o resme. 3. boyuta geçemiyorum. 2 boyutlu tüm hayallerim. Duvarda asılı duruyor. Hangi duvar diye sormayın, yıkılmayan bir tane duvar kaldı, ona da sırtımı yaslamaya kıyamıyorum.

Devamını Oku
Bay Melun

İlk darbeye mahalledeki bakkalda yakalandı. Diğer çocuklar coşkuyla oynarken sadece izlemesi darbe sayılmazdı. Oynayamaz mıydı? Oynardı o da elbet. En güzel o oynardı hatta. Yine de nasıl yanlarına gidecek bilemezdi. Penceresinden huzur, sokağından kaos eksik olmazdı. Çocuk olduğundan, kaosa açlığı artık tavan yapmıştı. En azından ufak bir heyecan, bir çikolata alacak kadar heyecan ona yeterdi. Geceden babasının cebinden gizlice aldığı parayı da sakladığı yerden çıkarıp, sokağa çıktı.

Sırasını beklerken diğer çocukların tuhaf bakışları altında sadece çikolataya bakabiliyordu. Çok kolaydı. Parayı verecekti, çikolatayı alacaktı. Ama onu bakışları ile ezen gözler o kadar ağırdı ki, o minicik paketi oradan nasıl kaldıracak bilemiyordu. Uzandı, aldı, bakkal amcaya parasını uzattı. Yetmiyordu parası. Bakkal amca başını öne eğerek "Tamam" işareti yaptı. O da evin yolunu tuttu.

Doğuştan dilsizdi. Ağzını açtığında çıkan sesler hiç bir düzene uymuyordu. Kalbine gelen hiç bir duyguyu aktaramamıştı bugüne kadar. Yargılamalar, zorbalar ve dünyanın zebanileri peşini bırakmazdı. Şimdi 30 yaşında, istediği her şey elinin altında iken geriye dönüp baktığında "Niye" diye sormazdı. Bir tane kalem vardı kaderi yazan, o da siyahtı. Baktıkça o yazıya renk, o kadere can veren hep yeminleri olmuştu. Tabii ki şimşekler çakacak, tüm renkler yeniden görülmek için nefes alacaktı. Nefesini uzun tutabilir, yediği vurgunlardan sağ salim çıkabilirdi. Ama o gün değildi.

Devamını Oku
Bay Melun

Bir aydınlık gecede yazdım bu yemini. Karanlık olan tek şey kalbimdi.

Açtım bir yemin türküsü. Koydum kalbimi karşıma. Önce bir tozunu aldım. Sinekler her gün konduğu yerlere ufacık ayaklarından tozlar getiriyorlardı. İki süpürünce geçerdi. Önemsizdi. Sildim attım tozlarını.

Yıkamaya başladım sonra. Siyaha dönmüştü su. Ne kadar çok kiri varmış kalbimin. Sokaklarda sürtmüş, dağlar aşmış, sular geçmiş, bahar görmüş ve nihayet rüzgârla savrulmuş. Hepsinin kiri akmış, akmış ve de gitmiş.

Devamını Oku
Bay Melun

Daha kaç şiir yazacaksın? Kaç şarkıda daha kendi kırıklarını toplayacaksın? Ve yıkayacaksın. Ve lavabonun ufak deliğinden yok olup gidecek günler. Yıllar. Kaybolan yıllar. Uzak da olsa şimdi, bir zamanlar güzelim yıllar. Naif yıllar. Koşarak bir yerlere varabildiğin yıllar. Trafik yok ama karmaşa her yerde olan yıllar.

Üç kere yeterdi her zaman. Giriş gelişme ve sonuç. Kimse sonsuza kadar mutlu yaşadıları çekmedi. Üç ağıt, üç çığlık ve üç sessizlik. Yetmedi. Ya da kimse önemsemezdi başlangıçları. Işık gibi parlayan, ışık hızında yılları. Ah o güzelim yılları. Naif yılları. Bir köşe başında izini kaybettiğin yılları. Kırgın yılları.

Bu kadar siyah mıydı gerçekten? Bu kadar boş muydu? Bu kadar mı çektiğin kürekler akıntıyı yenemedi? Ve savruldun. Bir, bir yok oldun. Yok ettiler seni. Öylece. Tam dört dakika, altı saniye. Belki de aylarca. Belki de yıllarca. Naif yıllarca. Gülüp ağlamadığın yıllarca. Neredeyse ömrünce bir yıllarca. Yaşadığın ve öldüğün yıllarca.

Devamını Oku