Her yeni yerde,
daha kapısından girmeden kurulmuş bir hayal vardır.
Gerçeğin ne olduğuna bakılmadan,
zihinlerde büyütülmüş o kusursuzlukla yarıştırılır her şey.
Sonra anlatılır.
Ne yapılacağı, nasıl yapılacağı,
hangi yolun nereye çıkacağı,
hangi yanlışın nelere mal olacağı anlatılır.
Ama söz, kulaktan kulağa geçtikçe eksilir.
Eksilen yerleri herkes kendi bildiğiyle tamamlar.
Bir süre sonra anlatılan başka, anlaşılan başka,
gerçek ise bambaşka bir yerde kalır.
Kimi bakar, görmez.
Kimi duyar, anlamaz.
Kimi yalnızca duyduğunu aktarır,
ne söylediğinin nereye varacağını bilmeden.
Birileri eksik taşı yerine koyar,
birileri düğümü çözer, yolu yeniden açar.
Tam yol yürünecek hale gelmişken
başka eller aynı taşları yeniden önüne dizer.
İnsan bazen çalışmaktan değil,
aynı yanlışın etrafında dönüp durmaktan,
aynı taşı,
aynı dağın başına
yeniden sürmekten yorulur.
Sonra başka bir dağ çıkar karşısına,
başka isimler konur aynı taşların üzerine.
Çoban değişir, sürü değişir belki,
ama uçurum hep aynı yerde bekler.
Alın köyü,
çanını, çobanını, bütün sürüsünü…
Yollarını, duvarlarını,
bitmeyen hikâyelerini de alın.
Sizin olsun.
Hak etseniz de
yazılmayacak
o iki kelime.
Çünkü kurdun kimi götürdüğünün
hesabı tutulmayan bir köyde,
çobanın sesini yükseltmesinin de
pek bir anlamı kalmaz.
Kurt bildiği yoldan gelir,
sürü bildiği yere gider.
Uçurum zaten yıllardır oradadır.
Batana kadar
her şey sizin.
Kayıt Tarihi : 5.09.2026 13:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!