Şüphesiz ki sürüyor, ta ervah-ı ezelden
Ahir zamana kadar, âdemin muhtaçlığı
Hiçliğin ramağında, bir şey kalmadı benden
Şem harında dağladım, ruhumdaki açlığı
Ey baston! Yâren olma, elime ayağıma
Adına ölüm denen, vuslat girsin bağıma
Sen ki beşer âlemde, biraz ehvenişersin
Nazarımda bilakis, erken gelen mahşersin
Nicedir akbabalar, gözümde aş eriyor
Kendi hakikatimi, örselemiş haldeyim
Toprağın üzerinde, martılar yeşeriyor
Sekizinden kovuldum, dokuzuncu köydeyim
Ey baston! Çerağıma, bir kıvılcım da sen at
Yangınımı söndürme, bu sana son nasihat
Benden gayrı herkese, gereklisin, icapsın
Şu derun-i gönlümde, bana arsın, hicapsın
Yolumu mu gözledin, yaş kemale erince
Ahvalim ayan beyan, dizde kalmadı takat
En hafif yaralarım, bile sızlar derince
Evvel samyeli olan, sonra oluyor tokat
Ey baston! Daha fazla, incitme bam telimi
Seni tutacak diye, kırarım bu elimi
Bahçemde gül olsan da, mahremimde azapsın
Bedenime yar olsan, ruhuma ızdırapsın
Neyleyim beden diye, bir ceset taşıyorsam
Ben bu yalan dünyanın, çokça yalanındayım
Kusurlardan azade, olmadan yaşıyorsam
Zebaniye ne hacet, ateşin nârındayım
Ey baston! Git yoluna, görünme bana sakın
Yakının uzak olsun, yakınacaksan yakın
Suçun yok, günahın yok, bilirim ki masumsun
Ne düşümsün, ne rüyam, en kötü kâbusumsun
Acı çekmesin diye, vurulan o atların
Dizine ayak olan, bir bastonu var mıydı
Yağmur yağmadı diye, kuruyan ağaçların
Attığı çığlıkların, arkası duvar mıydı
Ey baston! Burun bükme, bu sitemli halime
Sitemim sana değil, senli ihtimalime
Bilmem ki kimler için gözlerde bir elasın
Sol yanımda bir sancı, sağ yanımda belasın
Yıldırım Uzun
Kayıt Tarihi : 16.06.2026 09:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!